Kayıtlar

takma etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Hal Çaresi

Resim
Aslında anlatılacak şeyler değil yazacaklarım… Gel, geç bir hal! Nedenini sizlerle paylaşmayacağım ama uzun zamandır bu kadar çaresiz hissetmemiştim. Telefonu kapattım, yol kenarındaki kafeteryaya sürüklendim, yağmura rağmen dışarıya sigara içenlere çıkarılmış masalardan birine çöktüm. Böyle zamanlarda biriyle konuşmak istiyor insan, anlatsın, paylaşsın istiyor, anlattığı çare bulsun istiyor. Arayacak kimse yok! Çünkü olayın çözümü yok. Saçlarını atkuyruğu yapmış bayan garson gelip elindeki çayı önüme bırakıyor, şekerleri atıp karıştırıyorum. Hayır, önce çaydan kocaman bir yudum alıyorum sonra şekerleri atıp karıştırıyorum… Kapısı, penceresi olmayan nedense duvarlarının beyaz olduğunu düşündüğüm bir odanın ortasında çırılçıplak oturuyormuşum gibi geliyor… Dünya dönmeyi bırakmış, kuşlar susmuş, şarkılar ölmüş… Avutuyorum kendimi; “ Şimdi de bunları yaşamam lazım!” “ Şimdi de bunları yaşamam lazım!” “ Şimdi de bunları yaşamam lazım!” “ Şimdi de…” Sanki...

Çöp kamyonları içini nereye döker?

Resim
Bu yağan yağmur... Tanıdığım, bildiğim, sevdiğim yağmurlara benzemiyor... Elleri kocaman! Elleri, pençe... Suni, kara, yapış yapış ve zamansız! Gereksiz de... Şarkılarda; yağmur, bulutların ağlaması diye geçer ya, bu kusması gibi daha çok! Dünyanın içine eden insanoğluna müstahak! Ektiğimizi biçiyor, sonra da hayıflanıyoruz; “ Mevsimler de şaşırdı!” Şaşırtana bak! Ben de kalkmış gecenin bir yarısı( siz yazıyı muhtemelen gündüz okuyorsunuz) yağmuru kötülüyorum, haddimeymiş, suçsuzmuşum gibi! Dengenin bozulmasında benim de payım vardır elbet... Sizin de tuzunuz vardır çorbada... El birliği ile yaptık, beraber kirlettik dünyayı... Tepkisiz kaldık, izledik... Evimiz temiz olunca dünya da temiz olur zannettik... Öyle sanmak işimize de geldi üstelik çöp kamyonlarının içini nereye döktüğünü merak bile etmedik! &&& Suni göl manzaralı evlerde oturanlarımız, yapay nehirlerde mehtap gezentilerine çıkanlarımız, silikon hayatlarımız, botokslu egolarımı...