Sarı lekeler
Boş leylek yuvalarında gözüm... “Erken daha” diyor içimdeki ses... Omuz silkip biraz da küçümseme ile “biliyorum” diyorum... Merak benimkisi... Beklenti, umut... Neyse işte! Havalar ısınsın, arabanın ön camından gördüğüm süt rengi, yeşilin bilmediğim tonlarına dönüşsün istiyorum... Kimi zaman bir yere varmayacağını düşündüğüm buzdan yolda gidiyorum... Sığırcık kümeleri, serçe sürüleri, güvercinler... “İyi insan” gibi hissetmek için, kar yağdığında kuşlar yesin diye ekmek ufalarız balkona... Kargalar gelince bozuluruz... Kargalar da bildiğin kuştur oysa! Çığlık çığlığa bir ambülâns geçiyor yanımdan, çok geçmeden yüzü gözü şalla kapatılmış biri el ediyor; “ İleride kaza var arkadaşım, kamyon devrilmiş...” Yol kapalı demek! Geri dönmeyi gözüm kesmiyor... Geri dönmeyi kesmeyen gözüm benzin ibresine gidiyor, depom dolu... İçim rahatlıyor... Bir köy minibüsü duruyor arkamda, kapılar açılıyor, inen yolcular, komut almış gibi sırtlarını dönüp işemeye başlıyor... Çeşitli yaşlarda altı adamın...