Kayıtlar

Ertuğrul Özkök etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Bir rüya gördüm

Resim
Uzun, sıkıntılı, yapış yapış, karanlık bir gecenin sabahıydı! Hayır hayır başımı yastığa koyduğum anda uyuduğum huzurlu, sakin bir gecenin sabahıydı! Sabahtı. Güneş henüz doğmamıştı! Uzaklarda bir yerlerde öten horozların sesini duymamış, günün ilk çayını yudumlamamıştım. Akşam benden kalmıştı! Gördüğüm rüyanın etkisindeydim. Angela Merkelleydim! Aklımın köşesinden bir defa dahi geçirmediğim Almanya Başbakanıylaydım! Sözde arkadaşmışız! Kocaman bir odada uzun bir masada derin derin konuştuk. Nasıl anlaştık kim bilir? Almanca bilmem, O belki Türkçe biliyordur! Ne konuştunuz derseniz, inanın hiçbir şey hatırlamıyorum. Aynı rüyayı iki defa gördüm, ikincide ilk rüyam çıktı zannettim! Bir gece de Aydın Boysan İstanbul’u gezdirdi sağ olsun,  güya arkadaşmışız! Çiçek pasajında Seviç’te rakı, üç merdivenle çıkılan, sundurmalı tenha bir mahalle kahvesinde çay içtik, güya orası Samatyaymış! Bir hafta sonu Trakya’ya gel dedim… ‘Olur’ manasında başını sa...

Totem

Resim
Bir “totem” muhabbeti aldı gidiyor ya! Bu yıl olduğu gibi şampiyonun son maçta belli olacağı sezonlarda, işin içinde Galatasaray varsa... Sene boyunca tüm maçları izlediğim halde, cep telefonunun çekmediği bir yerlere balığa gidiyorum! Aklıma gelmişken; Şükrü Saraçoğlu’nda locası olan tüm şirket yöneticilerine; beni maça davet ettikleri, gelemeyeceğimi söyleyip, sebebini açıkladığım zaman gösterdikleri anlayış için ayrı ayrı teşekkür ederim... İsteseydim karşılaşmayı; Ertuğrul Özkök, Ahmet Hakan, Eyüp Can ve Uğur Dündar’la izlerken beleş dağıtılan “Godiva” çikolataları mideye indirebilir, evde misafirlere tutmak için paket yaptırabilirdim! Yapmadım! Zamanımı Atila ve Ünal’la Kıyıköy’le Kastro arasında yerini dadananlar olmasın, kalabalık yapmasın diye söylemek istemediğim, erik rengi, ince, nazlı akan derenin kenarında, kırmızı mantara bakarken, tatlı su kefallerinin, oltanın ucuna taktığımız hindi ciğerlerine aldanmasını bekleyerek geçirmeyi tercih ettim... Hoş Atila misa...

Pariste bir gece, Özkök ve Tuhaf

Resim
Ertuğrul Özkök bu filmi izlediği zaman ne düşündü, ne hissetti merak ettim! Neden Özkök de başkası değil derseniz, bir dönem Paris ’te yaşamış olması ve daha çok ‘ Tuhaf ’ isimli kitabı yüzünden! Lafa orta yerinden girince olan biteni anlamadınız tabi... Film? Paris’te Bir Gece Yarısı ... Doğruyu söylemek gerekirse Hıncal Uluç geçtiğimiz ekim ayında Sabah Gazetesi ’ndeki köşesinde yazana kadar filmden haberim bile yoktu... Hazır başlamışken başka bir doğru daha söyleyeyim; Uluç ’un yazdığı gazeteyi almıyor ve okumuyorum... Hıncal ’ın köşesini internetten takip ediyorum hepsi o kadar! Film, yaşadığım şehre mi gelmedi...? Geldi de, o günlerde ben başka bir kafada mıydım, bilmiyorum! Sinemada izleme şansım olmadı... Kısmet yeni yılın ilk gününeymiş! Hani; “ yıl nasıl başlarsa öyle devam eder ” denir ya... Paris’te Bir Gece Yarısı; umutsuz bir gecede oltaya gelen üç kiloluk levrek keyfindeydi! &&& Film bitti... Biramdan bir yudum daha al...