Kırmızı olsun...
Tek lokum, bol akide şekeri… Yokluktu demek o zamanlar, annem mevlitten gelirken çantasından bir tane çıkardı o düdüklerden (külah)…Lokumu kim yiyecek kavgası yapar mıydık? Yapılırdı herhalde… Akide şekeri sevmem ben… Kuşlokumu severdim, iğde severdim… Leblebi tozu ve insanların üzerine pofkurmayı severdim… Nicedir iğde yemiyorum… Şimdi iğde ağaçlarının altına konmuş banklarda oturup, gözlerim mavilikte, gözlerim denizde, gözlerim martılarda tembellik etmeyi seviyorum… Cunda’da; sahilde, balık lokantalarından otellere giderken sol tarafta iki katlı, panjurları kapalı, sanki terk edilmiş bir evin önünde öyle bir bank, bankta bacak bacak üzerine atıp gülümsediğim bir de fotoğrafım var… Arasam, çekmecelerin altını üstüne getirsem bulabilir miyim acaba? Adam sende kim uğraşacak gece vakti. Gazeteye yollardım, onlar da yazının üzerine basarlardı fotoğrafı, “vay be” derdin “adama bak, iğde ağacının altındaki bankta fotoğraf çektirmiş! Önü deniz…” Cunda hatırası… Geçen...