Kayıtlar

Asya etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Bot nöbeti

Resim
Akşam, giriş kapsının önüne serdiğim gazete sayfalarının üzerinde siyah spor ayakkabılarımı boyarken, Manisa Kırkağaç’ta 6. Bölüğün merdivenlerine oturup, girişi aydınlatan, neden bilmem kırmızıya boyanmış ampulün solgun ışığında, postallarımı parlattığım dönemler geldi aklıma... Eski konuşulurken söylendiği gibi; ne günlerdi! Onca sürünmenin, ördek yürüyüşünün, karınca dansının, silahlı ve silahsız hareketlerin üzerine her gece tuvalette itiş kakış sakal tıraşı olmak, postal boyamak ne zor gelirdi... Küçük demlikler içinde alıp, plastik bardaklardan ( bardaklar cam mıydı yoksa) içilen çayın ve yapılan sohbetin keyfine doyum olmaz... ‘Kadro’ dediğimiz bizden eski askerler başımıza dikilip; “ yatın artık torunlar!” diyene kadar da başımızı yastığa koymazdık... Sabaha karşı üçte kaldırılıp gün aydınlanmadan mıntıka temizliği yapacağımızı bile bile direnirdik uykuya... Gözlerimiz kapalı uyuyormuş gibi görünüp hayal kurardık... Uyuduğum ranzanın alt katı bir kadro askere...

Mevsimlerden... İnadına sonbahar!

Resim
Sıvasız, duvarları nemli, şeker çuvalından perdeleri kapalı, nasıl bir tesadüftür ki; bir odasının penceresi hastanenin morguna, diğeri; komşu köyün mezarlığına bakan, iki katlı kondunun, küf kokan, feri sönmüş, ampulü kesmiş, gözündeyim... Mevsimlerden... İnadına sonbahar! Gönül kırıklarını,  çaresizliğimiz ve bez parçaları ile örtmeye çalıştığımız pencereden;  mezarlardan korktuğu için midir, nedir? Islık çalarak giriyor içeriye rüzgâr... Şimdi nerededir ne yapar bilmem ama o gün Asya söylüyor, ben şarkının sözleri ile içimdeki yangına döktüğüm suyun buharında can çekişiyorum; “  Yoksun sen, esen rüzgârlarda, ezilmiş çiçekler kaldırımlarda ...” Bu yaşta, pineklediğim mutfak masasının garantisinde, yıllar sonra tekrar dinleyince;  nasıl fingirdek, nasıl kırıtkan, nasıl işveli, nasıl koket, nasıl yosma geldi şarkı bana...(!) Arkadaş, kim yoktu o zaman? Kimi yok saymaya cüret etmiştim en müptedi halimle? Faturayı kime kesmiştim? “ Zaman her şeyin ilacıdır ” derler y...