Kayıtlar

Düğün etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Olur mu olur

Resim
Ansızın, hiç hesapta yokken, öğle yemeğinin ardından üzerime çöken miskinliği, serin bir ağaç altında uyuma isteğini, orta şekerli kahve ile kovmaya çalışırken... Altında oturduğum akasya ağacının yapraklarına yağmur, ardından dolu taneleri düşmeye başladı! Önce karasinekler ardından ben ve tanımadığım ne kadar kasketli adam varsa köy kahvesinin içine doluştuk... Yarısına kadar dolu kahve fincanı ve bir bardak su dışarıda tahta masanın üzerinde kaldı! Cama yakın oturdum... Kahvehanenin bir duvarına iki raf çakılmış üzerine “Kütüphane” yazılmış... Kitaplar emanetçiler tarafından alınıp getirilmediği için sararmış gazetelerin dantel örtü niyetine kullanıldığı raflar boş! Kahveciye, sözde kütüphaneyi işaret ederek; “ Ağbi kitaplar nerede?” “ Amaaan bir ara er kavede kitaplık olacak dedilerdi, çaktırdılar bize bu tataları, rüya tabiri mabiri bulduk... Köyde kitap okuyacak adam mı kaldı, amma yaptın a! Erkez kasabada fabrikada çalışır... Bende kapatçam kaveyi zaten! Kapat...

Maaşlarına zam yapmaları kaçınılmazdı...

Resim
Mutfak masasına oturup çayımı karıştırırken, geçtiğimiz yıl kaç düğüne gittiğimi ve kaç çifte küçük altın astığımı düşündüm... Kafası çalışan bir vatandaş olarak, hısım akrabanın ve cümle eşin, dostun çocuklarına yaptıkları sünnet düğünlerine ölü yatırım düşüncesiyle gitmiyorum... E benim kızım var! Nasıl gidip de beyaz entari ile pistin orta yerinde önünü tuta çiftetelli oynayan yumurcağın bibisine küçük altın asayım? ‘Küçük altın’ dediğin büyüklerimizin de söylediği gibi 180 lira olmuş yahu! Kiminin üç tane çocuğu var... Adam anasının gözü, uyanık, üçünü beraber kestiriyor... Canlıya bak! Neymiş? Düğün yemekliymiş! Biraz pilav, üstüne kavurma akıllarına gelirse zerde... 180 lira nerde, yemeğin maliyeti nerde? Kimse kusuruma bakmasın o paraya biriyle ortak olup kuzu keserim ben be! &&& Biraz politikaya bulaşmışlığım olsa işin rengi değişecekti tabi... Bir dahaki seçimlerde oy atsınlar diye yatırımın geri gelmeyeceğine bile bile sünnet düğünlerine de, istisnasız çağrıldı...

Açar meraklısına gösterirsiniz!

Resim
Politikacı olsun veya olmasın, bir adamın sünnetli mi, sünnetsiz mi olduğu bizi neden bu kadar ilgilendiriyor? Neden haber manşetlere taşınıyor, gündem oluyor? Benzer olay benim başıma gelseydi, ne yapardım, nasıl ispatlardım diye düşündüm! Öncellikle sünnetçiyi aramaya başlardım... Hadi adamcağız yaşıyor, buldum... Benimkini nasıl anımsayacak? Hatırlatmak lazım! ‘ Gıkımı bile çıkarmamıştım ya be amca!” ‘ Hani;  yıllardır keserim, böylesini görmedim demiştiniz!’ Hahahaha... Küçüğü yoktur o organın! Olmadı, düğün fotoğraflarını verirdim medyaya... Bilirsiniz; nedenine vakıf olamadığım süslenmiş, sahneyi cepheden gören bir yatağa uzatırlar sizi, kesilen yerinize şapkanızı koyarlar, üzerinize de omuzlarınızı da öretecek şekilde beyaz bir çarşaf çekerler... Artık karşınızda göbek atanı mı istersiniz? Bayılan mı? Döktüreni mi? Halay çekenini mi? Onca şamataya rağmen, günün heyecanı ve yorgunluğu ile tam uyumak üzereyken, kafası güzel akrabalardan biri gelir, yatağınızdan kaldırır sizi,...

Ramazanda düğün olur mu?

Resim
Akşamüzeri pide kuyruğuna girmek için evden çıkmışken, oturduğum sitenin bulunduğu sokağa plastik sandalyelerin sıralandığını gördüm... Bu sene toplu iftarlar moda ya! Mahalledeki kalantorlardan birinin yüz, yüz elli kişiyi sokakta, sevabına doyuracağını düşündüm! Eve geldim pideyi mutfak masasının üzerine koydum, kapının zili çaldı, açtım... Kalıplı yirmili yaşlarda esmer bir arkadaş; “ Buyurun...” “ Ben davulcuyum ağbi... Bahşiş!” “ E geçen haftada gelmişti biri, sen değildin...” “ O benim birader ağbi, diğer apartmanı geziyor...” “ E bayramda gelmeyecek miydiniz siz?” “ Ağbi bayramda kimseyi evde bulamıyoruz ki, haybeye geziyoruz!” “ İşinizi sağlama aldınız yani?” Gülüyor, sararmış dişleri görünüyor; “ Öyle sayılır...” Bu yıl davulculara verdiğim ikinci beşliği uzatıyor, bayramda da gelirse bir beşlik daha kaptırmamak için yüzünü hafızama kazıyorum... &&& İftardan sonra sokaktan inceden bir org sesi... Çok geçmeden gümbür gümbür kadifeden kesesi! Ne oluyoruz deyip f...

Olmayınca, arıyor insan

Resim
Oturuyorum öyle... Gece... Uzaklarda köpeklerde havlamıyor ki yazayım... Zamansız öten horoz da, ışık yanıyor diye cama yaklaşan baykuş da yok. Sessiz işte... İnadına sakin. Ay yok... Yağmur da yağmıyor... Apartmanı dinledim, komşulardan kavga eden olsa, bardağı tersinden yapıştıracağım duvara...(!) Mahalleden bu gece ambulans bile geçmedi yahu! Bizim emektar buzdolabı bile keyifli, çıt çıkartmıyor... Doğan görünümlü bir Şahin musallat olduydu meskûn mahalimize, İbrahim Tatlıses’in acılı şarkılarını gecenin olmadık saatlerinde dinleyemeye alışmıştık... En azından ben olağan karşılamaya başlamıştım. Kız yüz vermeyince vazgeçti herhalde çocuk... Ya yeni birini buldu... Belki de bağrı yanık delikanlının istediği gibi olmuştur her şey... Gecenin kör yarılarında serserilik yapmasına gerek kalmamıştır... Hayırlısı olsun. Havalar soğuyunca balkonda atletle oturanların en kıllısı bile kayboldu... Üşüdü fakirim, arada camdan sokağa bakıyor çizgili pijamasıyla... Ö...