Kayıtlar

Kader etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Tesadüf mü kader mi?

Resim
Saçları dökülmüş, ellisini azıcık geçmiş bir ağabey var. Hafif göbekli, temiz pak giyimli, iskarpinleri boyalı, tıraşlı. Hafta sonları beyaz minibüslerine binip yaşlı babası ile sahildeki balıkçı kahvesine geliyorlar… Hava güzelse dışarıya atılmış sandalyelere yağış varsa ve soğuksa gürül gürül yanan sobanın yanına oturuyorlar… Amcanın elleri titriyor, çayı ya gömleğine ya pantolonuna döküyor. Ağabeyin bekâr ve hiç evlenmemiş olduğunu biliyorum… Konuştuklarına, sohbet ettiklerine tesadüf ettiğim olmadı. Birlikte yaşayan insanların cümleleri kısalır, kelimeleri azalır, birbirlerinin yerine düşünmeye, bakışarak anlaşmaya başlarlar ya, öyle bir hal var üzerilerinde… Aynı balıkçı kahvesine, orta yaşlı, bakımlı bir kadın da yaşlı annesini getiriyor… Başörtülü, zayıf bir teyze, gözlüklü, nur yüzlü! Bastonlu. Onlar da sahildeki denize en yakın masaya oturup, kahve söyleyip gözleri mavilikte konuşmadan içiyor, saatlerce oturuyorlar. Neden bilmem düşünceli bir h...

ÖZÜ SU

Farklı olduklarını anlatırken sıradanlaşan insanlara tesadüf ediyorum... “Tesadüf” dedim! “ Kader” diyelim... Efendim kader, farklı olduğunu anlatmaya çalışırken, diğerlerinin sureti, kuş kadar sıradan, kedi kadar bol insanlarla karşılaşmama sebep oluyor... Bir inanca göre onları ben çağırıyorum! Bir inanca göre de onlar beni buluyor! Bir şekil de... İnsanlar şekil şekil de... Alayının özü su! En kibirlisi ve en mütevazısının da...

11/22/63

Resim
Kitabımı koltuğumun altına sıkıştırıp saklandığım kuytuda, denizi görmemi neredeyse engelleyen ağaç geldi gözümün önüne... Gövde, gövdeden ayrılan iki kol, kollardan ayrılan dallar... Hayat gibi... Geride kalmış yaşanmışlıklar gibi! İş arıyorsunuzdur, ilanı olan tüm şirketlere özgeçmişinizi gönderirsiniz... Görüşmeye çağırırlar, seçilmek için süslenirsiniz! Ne zordur kendini karşıdakine beğendirmeye çalışmak... Aradığınız adam benim rolünü oynamak, oynamak zorunda kalmak... Ben bu işi kotarırım... Diken üstünde oturuyorken ‘acayip rahatım’ havası yaratmak, etkilemeye çalışmak... Muhakkak sorarlar; “ neden şirketimizde çalışmak istiyorsunuz?” İşsiz insanoğluna sorulacak en gereksiz sorudur bu! Ucu yalana çıkar... Havaya girdiyseniz, yazarsınız; “ araştırdım, çalışanlarına kariyer imkânı sağlayan, adil yönetilen bir şirketsiniz...” Aslı; “eleman arayan tüm şirketlere CV gönderiyorum, çağırdınız, iş bulma umuduyla geldim” dir! Fakat kimse bu cevabı duymak is...