Kayıtlar

balıkçı kahvesi etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Balıkçı Kahvesi

Resim
Güzel bir sabah, deniz çarşaf gibi, daha dün geceye kadar lodosun bahar temizliği vardı! Dalgalar koca, nasırlı elleriyle kıyıyı dövüyor, yaşlı balıkçı teknelerinin yorgun kemiklerini kütürdetiyor, denizde insana ait ne varsa, yosunlarla beraber kumsala atıyordu. Balıkçılar, meraların, taşların neredeyse kurumaya yüz tuttuğunu biliyor, kuytusuna sığındıkları balıkçı kahvesinde eski günleri anıyorlardı. Ah, o eski günler! Karagözler, sinaritler, akyalar ve hatta kılıçbalıkları… Nisan ayı gelmesine rağmen kahvehanenin kamyon jantından yapılmış sobası tütüyor, yıllar geçtikçe müdavimler bir bir eksiliyordu. Eksilen müdavimlerin yerine, emekli olduktan sonra baba ocağına dönen, başka bir hayata başlamak isteyen, işe yaramamanın şaşkınlığını yeni yeni hissetmeye başlamış, evde hanımların dırdırından bıkmış yeni müdavimler geliyordu. Hepsi de zamanında çok önemli insanlardı, feleğin çemberinden geçmiş, dalganmış da yıllarla durulmuşlardı. Samimiyet arttıkça kimi torunlarını ö...

Gel geç ruh hali

Resim
Sabahları Marmaraereğlisi’ndeki balıkçı kahvesi tenha ve keyifli oluyor... Bir vakte kadar çalan cep telefonuna bakmama lüksümü kullanıp, günün ilk çayını yudumlarken, şafak sökerken çapara çıkmış rengârenk kayıkların limana girişlerini... Birbirlerini yıllardır tanıyan insanların selamlaşmasını... Her hallerinden emekli oldukları anlaşılanların büyük bir çaba ile bulmaca çözüşlerini... Balıkhane nöbetini bırakmayan kedileri, özellikle feleğin çemberinden geçtiği her halinden belli olan kuyruksuzu... Denizi, martıları izliyorum. O gel geç ruh halini bilirsiniz! İçinizdeki çocuk okulu kırmak istiyordur fakat aynada gördüğünüz adam çalışmak zorundadır... İş gereği dışarda olmak, bir nevi özgürlük! Olay; yaptığınız  “özgürlük” tanımına bağlı tabi... Bir fabrikada sekiz saat çalışabilir miydim? Okul bittikten sonra denedim, pazartesi sabah işe başladım perşembe öğleden sonra çıkardım önlüğü... Neden bilmem, kuşaklı, uzun gri bir iş önlüğü vermişlerdi... Görevim;...

Gel geç ruh hali

Resim
Sabahları Marmaraereğlisi’ndeki balıkçı kahvesi tenha ve keyifli oluyor... Bir vakte kadar çalan cep telefonuna bakmama lüksümü kullanıp, günün ilk çayını yudumlarken, şafak sökerken çapara çıkmış rengârenk kayıkların limana girişlerini... Birbirlerini yıllardır tanıyan insanların selamlaşmasını... Her hallerinden emekli oldukları anlaşılanların büyük bir çaba ile bulmaca çözüşlerini... Balıkhane nöbetini bırakmayan kedileri, özellikle feleğin çemberinden geçtiği her halinden belli olan kuyruksuzu... Denizi, martıları izliyorum. O gel geç ruh halini bilirsiniz! İçinizdeki çocuk okulu kırmak istiyordur fakat aynada gördüğünüz adam çalışmak zorundadır... İş gereği dışarda olmak, bir nevi özgürlük! Olay; yaptığınız  “özgürlük” tanımına bağlı tabi... Bir fabrikada sekiz saat çalışabilir miydim? Okul bittikten sonra denedim, pazartesi sabah işe başladım perşembe öğleden sonra çıkardım önlüğü... Neden bilmem, kuşaklı, uzun gri bir iş önlüğü vermişlerdi... Görevim;...