Kayıtlar

Levrek etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Minakop!

Resim
Tezgâhta, beyaz mermerin üzerine boylu boyunca yatırılırmış minakopu işaret etti lacivert takım elbiseli adam… Gözlerim siyah ayakkabılarına takıldı… Bu kadar yanıp sönenine uzun zamandır rastlamamıştım… “ Şu balığın adı ne?” “ Minakop!” “ Minakop ne yani?” Bir an küçümseyerek baktı balıkçı, içinden bir lahavle vala çekti, gözlerindeki ışık söndü sonra, acele etmeden ellerini yıkadı, duvardaki havluda kuruladı… “ Minakop balığı…” Anlamaz gözlerle bakmaya devam etti lacivert takım elbiseli, parlak ayakkabılı adam... “ Güzel midir bu?” “ Nefistir ağbiciğim…” “ Hangi familyadan ?” Kahkahayı patlatacaktım, dilimi ısırdım… “ Ağbi lüfer vereyim sana bak hala canlı… Tanesi on liraya düştü, bolluk var bu sene…” “ Yok yok, familyasını söylersen minakop alacağım… Baksana ne kadar gösterişli hayvan… Olta balığı mı bu?” “ Olta ağbi!” “ Biz de balığa çıkıyoruz ama böylelerini yakalayamıyoruz… Çapara gidiyoruz, arkadaşın kayığı var, geçenlerde bir kova istavrit do...

Mevsimlerden Sonbahar Aylardan Eylül

Resim
Mevsimlerden; sonbahar... Aylardan; eylüldü... Deniz uykuda, aslan sütü limandı! Masada bir parça beyaz peynir, samanda pişmiş domates, bir dilim de kavun vardı... Gökyüzü yangın yeri, güneş vedalaşıp, el sallamak üzereydi... Siyah beyaz bir fotoğraf çemberinin içindeydim. Bir umursamazlık, bir boş vermişlik, sessizlik, geceyle beraber çöken rehavet... Yüzü; susuz toprak, bıyıkları; güz yaprağı, ellerinde zaman lekeleri olan, bulut saçlı, yaşlı bir adam oturuyordu yan masada... Benim göremediğim birine gözlerini kısarak bakıyordu... Azarlamıyordu, öğüt dinler gibiydi daha çok... Geç mi bulmuştu, çabuk mu kaybetmişti, bilinmez! O şarkıyı istedi, dili nasırlı udiden... Pancar motorun gürültüsü yırttı geceyi, en son düşmanının da ölümüne şahit olmuş ve muhakkak gözlerinin içine bakmış savaşçı edası ile ayakta, dik duran, yağmurluğa sarınmış balıkçıyı seçtik önce, ekmek teknesinin mavi rengini gördük sonra... Livardan coşkuyla çıkarttığı lüferlere, yorgun yüzüne, mas...

Gündüz niyetine

Resim
Tezgâhtaki kofanayı görünce ceketimin önünü ilikledim, saygılı adımlarla balıkçıya doğru yaklaştım... — Kaç kilo bu? — Üç — Kaç para? — İki yüzü ver al git, sana o da? “Başkasına kaç lira” diye soracaktım, caydım... &&& Parası olana, ağzının tadını bilene, lüferin tanesi elli lira... Breh breh breh... Müstahak mı şimdi bize bu? Başımıza ne geldiyse çinakopları güpür güpür götürdüğümüz için geldi öyle mi? Ne yalan söyleyeyim kıyamadım elli liraya... Çok para be! Mezgit aldım... Özür dilerim, tavuk balığı! Unlayıp tavaya atarken saygılı davrandım... Ceketimi çıkartmadım! Yerken de lüfer niyetine dedim... &&& Hafta sonları balığa gidiyoruz lakin hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi nedeniyle plajlar hala kalabalık... Şimdilerde çiftlerde gece denize girmek moda! Oltaları atmış balık bekliyoruz... Gözler kamışlarda... Tesisatı kuvvetli bir araba yanaşıyor sahile aradan beş dakika ya geçiyor ya geçmiyor, mayolu bir ağbi ile bikinili bir ...