Kayıtlar

mantar etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Sis

Resim
“Saklayayım daha sonra lazım olur” Şarap şişesinin ortası delik mantarını boş yoğurt kabına atarken tam olarak aklımdan geçen buydu! Dejavu gibi bir şey. Daha önce şarap mantarı toplamış mıydım? Topladığım mantarlar lazım olmuş muydu, bilmiyorum ama o his çok tanıdık geldi… Geçmişten kısa bir video geçti gözlerimin önünden… Sıcak bir yaz günü, erik rengi dere, kurbağa sesleri, temiz suyu yararak ilerleyen şarap mantarı, olta, yüzeye yaklaştıkça beyazlığı göz kamaştıran, iğnedeki yeme meftun olmuş balık! Etraf kalabalık olmalı ki çığlıklar… Gurur! &&& Gürül gürül yanan sobaya yakın oturuyorum… Utangaç, öğrenci olması muhtemel bir genç kız, titreyen elleriyle servis açıyor… Dışarıda sis var ve neredeyse göz gözü görmüyor… Vakit geçirmek için “bugünün gazetesi var mı” diye soruyorum, utangaç genç kız gülümsüyor çok geçmeden katlanmış gazete masadaki yerini alıyor… Çay… Kahvaltı tabağı, kızarmış ekmekler... Telefonu çalınca, yan masada otu...

Tembellik güzeldir

Resim
Neden bilmem!  İlle de bu havalarda aklıma gelir; söğüt gölgesi... Aylardan temmuz veya ağustos olacak... Sarı sıcak ortalığı kavururken,  göl kenarında bir söğüt ağacına sırtını yaslayacak, hiçbir şey düşünmeden, kâh gökyüzünün maviliğine takılacak, kâh otların arasında yürümeye çalışan kaplumbağanın miskinliğine imreneceksin... Oltan suda olacak... Balıklarla dans eden kırmızı şamandıraya gülümseyeceksin... &&& Çalışıyorsan, yani hava kararıp da söğüt gölgesi ile vedalaştığının ertesi günü, sabahın köründe kalkıp gidebileceğin bir işin varsa, keyiflidir tembellik... Yanında yatılır da, tadından yenmez hatta... İşsizsen, boğar! &&& Çalışmadığım dönemde, ne zaman uyanırsam artık arabaya atlar sahile giderdim... Ters çevrilmiş ve unutulmuş bir kayığın kuytusunu mesken edinmiştim, kayığın ismi nispet yapar gibi; umuttu Denize girer sonra kumların üzerine serdiğim havlunun garantisinde uyurdum... Uyanınca tekrar denize girer, hava kararıp d...