Kayıtlar

derin etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Eskiden tanırlarmış beni!

Resim
Gökyüzü gri, yağmur çiseliyor fakat hava soğuk değil. Elimde çay bardağı ile kahvehanenin kapısının önüne kim bilir kim tarafından çıkarılmış iskemleye oturuyorum… Kasketli yaşlı bir amca giriyor içeriye ardından uzun boylu bir genç, her ikisi de selam veriyor… Hiç bilmediğim bir kentte hiç tanımadığım iki adamla selamlaşmak garip geliyor, aynı mahallede oturduğum komşularım düşüyor aklıma… Bir sigara yakıyorum… Bir pilavcı geçiyor, terk edilmiş sandığım ahşap evin camı açılıyor, menteşelerin çığlıklarını duyuyorum… Beyaz başörtülü bir teyze görünüyor kapalı güneşliklerin arasından; “ İbrahim!” Pilavcı başını teyzeye çeviriyor… “ Annen nasıl oldu?” “ İyi” diyor pilavcı İbrahim… Sesi, sanki annesi iyi değilmiş gibi çıkıyor! “ Selam söyle” diyor yaşlı kadın… Pilavcı üç tekerlekli, camekânlı arabasının peşi sıra yürümeye devam ediyor… Yedi sekiz yaşlarında iki çocuk koşarak geçiyor kahvehanenin önünden, çıplak ayaklarında, naylon terlikler… Bu eski, ahşap evler...