Oturdum mu şu mutfak masasında ben o kadar?
Gülüyorum… Sana değil… Sana nasıl gülerim kim olduğunu bile bilmiyorum… Böyük köşe yazarı, kitap anlatmış bugün! Merakla ne yazacağını bekliyordum oysa… Böyle günler de… “Böyle günler de” derken? Böyle acılı günlerde demek istedim… Ne yazacağını bilemiyor insan. Benim karalamalardan ne olacak, salata, ne bileyim tatlıdan sonra içilen su niyetine… Balıktı, midyeydi, oltaydı, meyhaneydi, sarhoştu, sahilde banktı, kuyruksuz kediydi, akasya ağacıydı, öğlen uykusuydu, kitaptı… Ivır zıvır işte! İnanmayacaksın dün gece, sabahın üçüne kadar dört sayfa yazdım, tam Sevginar Hanıma gönderecektim… Eeee? Sildim yazıyı… Yarın iş var be oğlum Ali dedim… Sana mı kaldı memleket meseleleri dedim… Vurdum kafayı yattım. Bir rüyalar bir rüyalar… Adamın biri musallat oldu rüyalarıma ya neyse, hayırlara çıka! Bu kaçıncı oldu beya… Televizyona bir çıkıyor, laf aramızda asker arkadaşımı görmüş gibi oluyorum… Tanıyanlar bilir benim geçim gazozdan… Çorbayı limonatadan çı...