Kayıtlar

Saraçlar etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Denk geliyor

Resim
Yazınca inanmayıp “sana mı denk geliyor” diyorlar… Aynen öyle oluyor! Bugün alışveriş merkezinde masaj koltuğuna, ayakkabılarını çıkarıp oturanını gördüm! Titreşimle, masajdan aldığı hazla,  ayak başparmaklarını oynatışını görmeliydiniz! Geçenlerde Edirne’de Saraçlar’ın girişinde, bankamatiğin önünde sıra bekliyorum bir taraftan yağmur çiseliyor, cebimde harçlığım olsa bir dakika durmayacağım ama ah şu parasızlık! Önümde kasketli bir ağabey var… Sıra ona geldi, kartı makineye sokması ile makinenin kartı yutması bir oldu… Eli ayağına dolaştı, telaşlı hareketlerle telefon etti hemen… Teselli ihtiyacı hissettim; “ kartın süresi bitmiştir ondan yutmuştur” dedim… Kartı ben yutmuşum gibi baktı ağabey… Sustum! Tahmin ediyorum telefondaki mekanik sesin şu tuşa bas, bu tuşa bas deyişine çıldırdı adam; “A.... kodumu robotu!” dedi… Korkudan gülmemi yuttum! Bardak şeklinde karton kutunun içerisine doldurulmuş tavuk parçalarını öğle yemeği niyetine mideye indiriyor...

Ne güzel yahu!

Resim
Parmaklarımın ucunda hırsız tedirginliği ile merdivenlerden iniyorum, otelde çıt yok... Kimseler uyanmamış daha... Gazeteler gelmiş, resepsiyona bırakılmış, birini alıp koltuğumun altına sıkıştırıyorum... Kahvaltı salonu boş, televizyon açık... Ekmek kızartma makinesini görünce gülümsüyorum... Biraz yeşil zeytin, iki dilim domates, beyaz peynir, rafadan yumurta... Keyif be birader... &&& Güvercinleri, çöp tenekesinin dibine kıvrılmış, düşünceli gözlerle etrafı izleyen sokak köpeğini... Boşaltılmış, neredeyse yıkılmak üzere olan ahşap evin yalancı kuytusunda sabahlamış sarhoşu ve aceleyle sokakları süpüren çöpçüleri, sahi bir de beni saymazsak, ortalıkta kimse yok... Ne güzel yahu! Bu sabah; benim ulan her yer! Bu şehir;   o adını, hikâyesini bilmediğim, sebebini soramadığım sarhoşun... İçiyorsa; sebebi vardır muhakkak! Bu şehir;   herkesten önce uyanan, geçim derdine, nafakasına, süpürgeyi, faraşı ekmek teknesi yapanların!   Özgür, ürkekliğini üzerinden at...

May Way

Resim
Yatıya hazırlıksız yakalanınca, ilk gördüğüm tezgâhtan alacalı bir çift çorap, ayıptır söylemesi bir de don aldım! Fanila da alacaktım bulamadım! Çorap bir lira, donun fiyatı; üç lira... Traş bıçağı, diş fırçası ve macunu... Ertesi güne hazırlık tamam... &&& 22 odalı otelin, yirmi odası doluymuş! Kalan, üç tek yatağı olan odaya yüz yirmi beş lira istediler... Pazarlığa giriştim... Al takke ver külah 95’e anlaştık, oda numaram 209... Otelde asansör yok... Eski bir bina, koridorlarda hafif küf kokusu var... Odamın kapısı dışarıdan kilitlenmiyor... Tuvaleti, banyosu temiz, havluları yeni, televizyonu kocaman... Üç yatak olunca şımardım tabi! Televizyona en yakın olanını seçtim... Keşke odada bir soğutucu olsaydı! Uzandım öyle, uyuya kalmışım... &&& Akşam sekiz gibi, midem dürttü... Saraçlar kalabalık... Soluğu Asmaaltı Ocakbaşı ’nın balkonunda aldım... Daha önce Metin getirmişti beni buraya, zaman az olduğu için keyfini çıkartamamıştım... Kurduk masayı! Fonda...