Kayıtlar

kiraz ağacı etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Satıcının kapısı açık olur, zilli olmaz

Resim
İki köyü birbirine bağlayan, tozlu daracık bir yoldan, bostanların, meyve bahçelerinin arasından geçiyoruz... Kiraz ve erik ağaçları bereketten yıkılıyor! Sahipsizmiş gibi duran tenha bahçeleri geçip, kiraz toplayan bir gurubun yanına park ediyor, araçtan iniyorum; “ Selamünaleyküm...” “ Ve aleykümselam!” Ağaçları gösterip; “ Ücreti karşılığında toplayabilir miyiz? Ağaçtan kiraz yemeyeli çok oldu.” Ben yaşlarda, terden gömleği sırtına yapışmış tombul, bıyıklı bir adamla konuşuyorum. “ Bilmem, Ona sor.” Adamın parmağı ile gösterdiği yöne çeviriyorum kafamı... Kaşları çatık, hafif asabi, bastonu, yeleği, gri takım elbisesi ve fötr şapkası ile dizi setinden ayağı kaymış da buralara düşmüşe benzeyen, yetmişli yaşlarda olduğunu tahmin ettiğim bir amca yaklaşıyor yanıma... Konuşmama müsaade etmeden iki avucunda tuttuğu kirazları uzatıyor; “ Dalları kırarsınız siz şimdi!” Amcanın vücut dilinden aldığım mesajla; “ kırmayız” diyemiyor, bozulduğumu da hissettirmemeye ç...

Madem öyle

Resim
Işıklar sönüp de insanlar karlı geceye yatıp, buz gibi bir sabaha uyanmadan evvel... Camları açıp, bir sigara yakıyorum... Keşke manzaramız güzel olsaydı da ballandıra ballanıdara anlatabilseydim! Ne ışıl ışıl yolcu gemileri geçer buralardan, ne ada vapurları yanaşır bahçemize... Etrafını ağaçların çevirdiği, nereye çıktığını bilmediğimiz uzun patikalarda faytonlar gezmez... Başınızı yastığa koyduğunuzda arnavutkaldırımında yürüyenlerin ayak seslerini, öksürüklerini, topuk tıkırtılarını, bozacının sesini duyamazsınız... Kumsalı dalgalar dövmez... Lodos, camları iki eli ile tutup sarsmaz... Kurbağaların vırakladığı, yaz aylarında ayaklarımızı sokup serinlediğimiz, söğüt ağaçlarına sırtımızı verip, olta attığımız bir derecik dahi akmaz... Yakınlarda orman, koruluk, ağaçlık hadi fidanlık bile yoktur... İnsan; “horoz ötsün de zamansız ötsün” der mi yahu?    &&& Uzaklarda yanıp sönen ışıklar, bacalar, yüzünü güneşe çeviren ayçiçekleri yerine, gözlerini bilmem nerele...