Kayıtlar

ütopya etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Yazara şaire özenmem!

Resim
Yaşlanıyorum! Son birayı sürekli buzlukta unutur oldum! &&& Hafta sonu mümkünse çıkmamaya çalışıyorum, ekmek yoksa sabah fırına oradan bakkala gazete almaya, doğru eve… Aldığım gazeteyi de okumuyorum! “E o zaman neden alıyorsun” diye soracaksın? Alışkanlık! Hafta sonu gazete alınır ya, ondan… &&& Mümkün olsa da hiç çıkmasam! Evden yapabileceğim bir işim olsa… Mesela… Sıkılır mıyım? Alsam başımı başka bir köye ( köy yazmak geldi içimden)…Şöyle küçük bahçeli bir yer… Meyve ağaçları, köpek kulübesi, kümes, tavuklar… Rahmetli babaannemin amerikan ördekleri vardı, kocaman yumurtaları olurdu mübareklerin kovalayınca uçarlardı da… Evin kocaman tek bir odası olsun… Yatak odası, oturma odası, misafir odası, mutfak hepsi o. Tarlalara ve dut ağacına bakan pencerenin yanına koyardım masayı, buzdolabı hemen ulaşabileceğim yerde, dutlar kırmızı karşılıklı iki kütüphaneli arada kocaman cam… Cam olmasın parmak izi kalıyor ! İki kütüphanelini...

Madem öyle

Resim
Işıklar sönüp de insanlar karlı geceye yatıp, buz gibi bir sabaha uyanmadan evvel... Camları açıp, bir sigara yakıyorum... Keşke manzaramız güzel olsaydı da ballandıra ballanıdara anlatabilseydim! Ne ışıl ışıl yolcu gemileri geçer buralardan, ne ada vapurları yanaşır bahçemize... Etrafını ağaçların çevirdiği, nereye çıktığını bilmediğimiz uzun patikalarda faytonlar gezmez... Başınızı yastığa koyduğunuzda arnavutkaldırımında yürüyenlerin ayak seslerini, öksürüklerini, topuk tıkırtılarını, bozacının sesini duyamazsınız... Kumsalı dalgalar dövmez... Lodos, camları iki eli ile tutup sarsmaz... Kurbağaların vırakladığı, yaz aylarında ayaklarımızı sokup serinlediğimiz, söğüt ağaçlarına sırtımızı verip, olta attığımız bir derecik dahi akmaz... Yakınlarda orman, koruluk, ağaçlık hadi fidanlık bile yoktur... İnsan; “horoz ötsün de zamansız ötsün” der mi yahu?    &&& Uzaklarda yanıp sönen ışıklar, bacalar, yüzünü güneşe çeviren ayçiçekleri yerine, gözlerini bilmem nerele...