Kayıtlar

Yazar etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Su gibi, inci gibidir yazı…

Resim
“ Usta’dan bir başyapıt!” Usta! Bir insana kaç kişi “usta” derse usta olur? Ölçüsü nedir? Yazar, yazan yokluğu da yok üstelik…O zaman bu adam niye…? Niyeyse niye... Anlamadığımızı sevmeyi, övmeyi marifet sayıyoruz… Yermeye, eleştirmeye kalksan, okurları, okuru olduğunu iddia edenler ve de şakşakçıları “senin aklın ermez” deyip çıkacaklar işin içinden ve güya anladıkları için böbürlenecekler… Elli sayfa okudum, inatla hem de, açlıkla… Aklımda ne kaldığını sorun bakalım… Hiç! Hiç bir şey… E o zaman neden okudum? Meraktan… Yıllar önce kendini mühim sanan bir adamın koltuğunun altında görmüştüm o yazarın kitaplarını o nasıl kasıla yürüyüştü öyle… Hatırımda kalmış… Adam; “ benim gözümde ilkokul öğrencisisin” demişti… “Ulan sen kimsin ?!” diyememiştim. Neden? Bilmem! Bulaşmak istememişimdir… Ciddiye almamış olabilirim… Korktum mu acaba? Neyinden korkacağım yahu… Ufarak bir adamdı, gözleri de iyi görmüyordu üstelik! O da yazardı! O zaman adamın ya...

Zordur Milliyet Blog’tan ayrılmak, neden mi?

Resim
Milliyet Blog, zamanında yağmurdan kaçarken sığındığım saçak altı oldu benim için, aynı zamanda okuldu... Rahmetli Mustafa Mumcu’nun az fırçasını yemedim... Nur içinde yatsın... Bu yaşananları görseydi ne söylerdi bilmem! Hayatın kendisi başlangıçlardan ve bitişlerden oluşuyor... Harekete geçmiş bir şeyin günün birinde durması da, tekrar hareketlenmesi de normal! &&& Uzaktan bakıldığı zaman sorun; yazanların egosu, kendine benzetme çabası, değerli hissetme arzusu, biraz naz, biraz da küskünlük gibi dursa da, özünde; beklentiler ve hayal kırıklıklarının tetiklediği isyan var! &&& Milliyet Blog’taki yazıları nihayetlendirdikten sonra, editör Başak hanımla birkaç defa mailleştik, kibar, işini seven biri... Usulünce neden ayrıldığımı sordu, dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım... Bitti... Giderken peşimden birileri gelsin diye yaygara kopartmadım... Olayı ajite etmedim... Kimseye kırgınlığım, küskünlüğüm yok ve hala siteye girip tanıdığım yazanların kaleme aldı...

Sosyal paylaşım sitelerinin iyi tarafı

Resim
İnsanların pohpohlanmaya ihtiyacı var... Yaşı başı yok bu işin... En ummadığımız adamlar bile dinleyici bulduğunda veya birilerinin gözüne kaçma çabasına girdiğinde kahramanlık hikâyelerini anlatmaya başlıyor, sorulmamışken ve merak edilmiyorken... Kimi; uçan kuşun kanadına zeval gelmesin mantığıyla dinleniyor, kimine; eylül ayında kanadı kırılmış, göçemeyecek leylek muamelesi çekiliyor!  Çeşitli amaçlarla kullananlar, kötü emellerine alet edenler olsa da... Sosyal paylaşım sitelerinin iyi tarafı; insanların içinde kalan ukdeleri gün ışığına çıkarması belki de! Öğrencilik yıllarında endüstri meslek lisesi bitirip, tercihlerinin yarısını basın yayın yapıp, mabat açıkta kalınca, kapağı yüksek okula can havliyle atan ben örneğin... Yerel bir gazetede hayrına köşe de yazınca, yazarmış gibi takılabiliyorum mesela... Hem de yıllardır! Kimi; karaladığı dörtlüklere rubai diyor, kazara ; “ eline sağlık” denince de Ömer Hayyam havasına bürünüyor... Kimi; paraya kıyıp aldığı son model...