24 Nisan 2013 Çarşamba

Kahverengi Güvercin


Sağ tarafımda dar, uzun, suların kaynar gibi fokurdadığı bir havuz var…
Asırlık çınar ağacının böğründe tahtadan güvercin yuvası…
İsmini bilmediğim rengârenk çiçekler…
Öğrenemedim, tanıyamadım şu çiçekleri ya!

Bir çay içimlik vaktim var, hepsi o kadar…
Zamanım olsa…
Zamanım olsa; bu park keyifli olmaz, ağzıma bir parmak bal çalmazdı…
Üçüncü çaydan sonra sıkılır, hesabı öder giderdim…
Ali Rıza Bey’in işe gitmeden önce okuduğu kitaplar gibi…

Güvercinlerin hepsi beyaz olunca kahverengi olan daha bir dikkat çekiyor…
Farkında sanki!
Yürüyüşü, duruşu bile değişik…
Bıyıklı, göbekli, ayakkabılarının ökçelerine basmış beyaz çoraplı baba, elinden tuttuğu oğluna parmağı ile kahve renkli olan güvercini gösteriyor…
Serseri bir kedi var… Sinsi!
Gözleri güvercinlerde, sinmiş fırsat kolluyor…
Yanından geçer gibi yapıp kuyruğuna basıyorum kedinin!

Bir zamanlar padişahların sabah yürüyüşlerine çıktığı tıkırtılı yoldan emekli sütçü beygirlerinin çektiği ağzına kadar insan dolu faytonlar geçiyor…
Padişahlar bu yolda sabah yürüyüşüne mi çıkıyormuş?
Bilmem!
Ben padişah olsam çıkardım!
Bu şehirde yaşıyor olsaydım da…
Sabahları o kadar erken uyanamıyorum…
Bu şehirde yaşıyor olsam, bu şehirde yaşayan pek çokları gibi kıymetini bilmezdim bu ağaçlı yolun…
Doğduğumdan beri orada olduğu için farkında bile olmazdım belki de…
O yüzden insanlar başka memleketlere giderken sırtlanır fotoğraf makinelerini…

Parklarda, çay bahçelerinde, kitap okuyanlara imreniyorum…
Denedim ama beceremiyorum!
Çıplakmışım da herkes bana bakıyormuş gibi geliyor, bu defa da okuduğumu anlamıyorum…

Beyaz güvercinler kahverengi güvercin hakkında ne düşünüyorlar acaba?
Rengi farklı olduğu için dışlanmış olabilir!
Popüler olduğu ve parmakla gösterildiği için kıskanılıyor olabilir!
Beyaz güvercinlerin içinde kedi ile işbirliği yapanlar vardır mutlaka!
Belki, hepsi işin içindedir ve “biz sırtımızı döneceğiz, görmezden geleceğiz” demişlerdir…
Laf benimki de, insan mı bunlar be…
Kuş işte!






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder