6 Ekim 2012 Cumartesi

Kendi halinde bir gaz lambasıydım.

Evin deniz gören tek penceresinin kenarında unutulmuş, yorganı örümcek ağlarından, isli, kendi halinde bir gaz lambasıydım...

Titrek, nasırlı eller tülü çektiğinde, yüreğim pır pır ederdi ama nafile...
Denize bakan göz, beni nasıl görsün!
“Aşk olsun” diyerek, izledim gidişini...
Caanım, o ufak tefek, başımı yasladığım menekşelerle konuşan kadını götürdüler bir sabah!
“ Zamanında” diye başlar, ne güzel anlatırdı...
Bir evin bir kızıymış, elma bahçeleri varmış eskiden... Altı yaş büyük ağabeyi, annesi, babası... Dedesi çok küçükken ölmüş fakat hayal meyal hatırlıyormuş rahmetliyi... Babaannesi ile pek sevişirlermiş, bir dediğini iki etmezmiş çünkü...
Babası sert adammış!
Aslında sert değilmiş de, öyle görünürmüş... Geceleri herkes uyuduktan sonra odasına gelir, öper, koklar gidermiş...
Ayıpmış eskiden ortalık yerde çocuk sevmek...
Ne ayıp!
Kulağının arkasına sıkıştırdığı çiçek yüzünden ‘Karanfilli’ derlermiş babasına...
Temiz giyinirmiş, mis gibi de kokarmış... Titiz adammış velhasıl... Ütüsüz urba giymez, tıraşsız gezmezmiş...
Kışlar daha soğuk olur, kar daha çok yağarmış eskiden...
Yazlar da... O kadar sıcak olurmuş ki; serçeler patır patır düşermiş dallardan...
O, küçücük kuşlara ağlarmış!
Ağabeyi zamansız gittiğinde de çok ağlamış...
Babası kulak arkasından eksik etmiş karanfili...
Annesinin bir gecede saçları beyazlamış...
O cıvıl cıvıl, hayat dolu kadının ağzından tek kelime çıkmaz olmuş...
Çok zor geçmiş... Elmaları bile toplamamışlar o sene...
Bahçedeki kuyu var ya, o bile kurumuş!
İsteyeni çıkınca vermiş babası...
Başka sevdiği bir çocuk varmış ama girmeyelim hiç o konuya...
Sonra bu eve gelin gelmiş...
Daha doğrusu bu eve beraber geldik...
Ben onun çeyiziydim!
Gereksizdim...
Tülü, pencereyi açıp, karanlıkta denizi izlemeyi severdi...
Bazı geceler “rüzgârın elleri olduğunu” söylerdi.
Bazı geceler...
Artık kimsenin yaşamadığı bu evde, kendi halinde bir gaz lambasıydım...
Ta ki; lodos camı kırına kadar...
Gönlüm hoş; denize bakan göz, beni nasıl görsün?

Fotoğraf: Ara Güler

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder