22 Eylül 2011 Perşembe

Geçti Bor’un pazarı...


İnsan yapılan işte mantık arıyor...
Aynı sokak üç ayda beş defa neden kazılır?  Yağmurlar başladı işte, mahalle çamur deryasına döndü...
İlgili, yetkili birilerini arasam “yıldık be arkadaş” desem... Karşımdaki kurulmuş gibi; “sizler için çalışıyoruz” diyecek...
Morali düzgünse; rahatsızlığın geçici olduğunu anlatacak, ileride rahat edeceğimizin altını çizecek...
Aramış olduk ya dinleyeceğiz...
İkna olmayacağız da ne yapacağız?
Hiç!
Hakikaten hiç!
E hafıza da balık olunca, yaşadığımız bugünleri unutacağız!
Sonra haydi sandık başına...

&&&

Belediye başkanının adını soyadını bilir, afişlerde; gözleri gökyüzünde fotoğraflarını görürüm hepsi o...
Bir belediye başkanı seçmenini ziyaret edip de,  yolların, sokakların, mahallenin neden bu durumda olduğunu anlatmaz?
Neden sadece seçim öncesinde mahalle kahvelerinde konuşur?
Olay köprüyü geçene kadar mı?
Sorduğum soruya bak benim de?
Sanki cevabı bilmiyorum...

&&&

Sebeplerin açıklanmadığı yerde yalancılar kral olur!
Keşke ünlü bir düşünür yazsaydı bu cümleyi, daha akılda kalıcı olurdu... Etkilenip arada kullanan bile çıkardı...

&&&

Eskiden küçücük bir yerdi burası... Sokaktaki on kişiden yedisini tanır, selamlaşırdım...
Asgari ücrete sanayileştik şimdi karşı komşumuzu tanımıyoruz...( Bu da güzel laf oldu!)
Eski arkadaşlarla bir araya geldiğimizde masal anlatır gibi yâd ediyoruz eski günleri...
Yaşanmamış gibi!
Hayal gibi!
Buralara yeni taşınmış biri varsa masada soruyor, kendince uyanık ya köftehor; “ eskiden buraları bağlıktı diyorsunuz neden yer almadınız?”
Müneccim miyiz arkadaş biz!
Nereden bilelim böyle olacağını?
Sanki para vardı da pavyonlarda yedik!

&&&

Olmasaydı keşkeee...
Olan bitene “gelişme” diyemem... Büyümese, çoğalmasaydı keşke...
Apartmanlarda, sitelerde oturmasaydık da, gecenin bir yarısı tırsa tırsa gittiğimiz tuvaletleri dışarıda, tek katlı evlerde yaşayabilseydik keşke!








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder