19 Ağustos 2011 Cuma

Kendimizle barışık olalım yeter!



“Saçları uzat, biraz kilo ver, vücut çalış... Aslında yakışıklı adamsın!”
Ağaçların altına atılmış armut benzeri minderlerin rehavetinde çaylarımızı yudumlarken, sohbet ettiğim ağbinin bana verdiği nasihatler bunlar!
Hoş, konuya nereden geldik onu da anlamadım ya... Dinledim öyle!
“ Benim kafa kocaman, saçlar dıraga dikeni gibi, hem sık, hem sert, saçları uzatırsam yedi delikli tokmak terk edilmiş leylek yuvası gibi oluyor” demek geldi içimden lakin dillendiremedim!
Heves edip bir dönem uzatmıştım saçları...  
Enselerde ve tepemde sivilceler çıkmaya başlayınca berberde aldım soluğu... Kaba alabros çıktım...
Böyle doğmadım ya!
Kilosuz olduğum dönemler de oldu... Şimdi zayıflasam masraf! Pantolon, kazak, gömlek ne varsa atacak, yenilerini alacaksın... Göbeği yapana kadar harcadığım paranın detayına girmek bile istemiyorum!
Üstelik memnunum da göbeğimden, kime ne zararı var?
Hem, vücut çalış çalış nereye kadar? Plajda iki hatun görünce; karnını içine çekip şişinenleri de görüyoruz!
Zamanında spor salonuna abone de olmuştum... İki ay gittim, bir gece üzerinize afiyet ter ve osuruk kokusundan fenalaşınca bıraktım!
Koca koca adamlar ayna karşısında dakikalarca nefeslerini tutup metabolizmayı zorlayınca, hava bir yer bulup çıkıyor tabii!
Zorlamayla gelen zortlamanın atmosfere ve topluma zararı olmuyor lakin...
Tısı pis oluyor... Fena çarpıyor...

&&&

Spor salonu hikâyelerinin üzerinden çok terler aktı...
Neden bilmem o yıllarda spor salonlarını apartmanların zemin katlarına açarlardı... Pencere yok, havalandırma yok...
Bir bisiklet, bir de koşu bandı vardı gerisi dambıl dumbul...
Hava erken karardığı ve akşamları canlar sıkıldığı için genelde kış aylarında bekârların sosyalleşme dürtüleriyle gündeme gelirdi salonlar...
Üç aylık, altı aylık abone ücreti peşin verilir... Haftada üç gün başlanır, ilk on beş günden sonra iki güne düşürülür... Umduğunu bulamamanın kırıklığı ile zorla bir gün gidilir en son da işlerin yoğunluğu bahane edilerek hiç gidilmez, peşin ödenen paralar yanardı...

&&&

Saç uzatmanın orta yaş sendromu olduğunu savunanlar da, farklı hissetmenin dışa vurumu iddialarında bulunanlar da var...
Zamanında uzun saçlı bir arkadaşım kendini bu haliyle daha özgür hissettiğini söylemişti...
Ne demek istediğini pek anlayamasam da, iyi bir şeydir diye kabullenmiştim...(!)

&&&

Ne diyordum; aslında yakışıklı adamlar, güzel kadınlarız hepimiz... Kendimizle barışık olalım yeter!










  


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder