25 Temmuz 2011 Pazartesi

Sırtımız kaşınmadığı sürece problem yok

Ahmet Altan’ın “Aldatmak” kitabının okunup, yorumlandığı günler... Yılı, mevsimi ve konuştuğumuz ortamı anımsamıyorum...
Yaşı bizden büyük, göbekli, nüktedan bir ağbimiz var... Sonradan çok şeyler geldi başına, feleğin çemberi oldu!
“Aldatmayı bir de ben tarif edeyim” dedi...
Sustuk...
“ Sırtın kaşınır, elini kaşınan yere uzatırsın fakat ulaşamazsın, en yakınında kim varsa ona kaşıtırsın... Aldatmak budur!”
Gülmüştük!

***

Kendinden ne kadar uzaksan aslında kendine o kadar yakınsın... Yeryüzünde sana en uzak nokta aslında sırtındır...”
Kaybedenler Kulübü filminden bir replik yukarıdaki cümle...
O, zamanını anımsamadığım konuşmada, koca göbekli ağbinin aldatma tanımlamasını bana hatırlatan da bu replik oldu zaten...
Keşke; şimdi takıldığım soruyu o zaman sormayı akıl edebilseydim;
Bu tarifi sana yaptıran ne?
Nereden geldin de bu sonuca ulaştın?
Hoş, o zaman bu soruları sormuş olsaydım, vereceği cevapları anlarmış gibi yapmak zorunda kalacaktım!

***

“Sırtımız kaşınmadığı sürece problem yok yani!”
Diyelim de!
Kaşınma gerçekten oluyorsa;
İnsan aldatıldığında neresi kaşınır?  


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder