10 Kasım 2009 Salı

Bir liman daha zamana yenik düştü!



Öylece kaldım kartona yazılıp cama bantlanmış “kiralık” yazısının önünde...


Ellerimi siper edip içeriye baktım, boşatmışlar.

Kaşla göz arasında, farkında olmadan, ne zaman kapattılar Bahris’i?



&&&



Bütün saflığı ile hiçbir şey değişmeyecek, olsa olsa şarkıdaki gibi asmalar üzüm olacak zannediyor insan...

Şarap keyfi ve biraz da dedikodu yapmak için uğramıştım Bahris’e, şaşırdım vallahi, bir taraftan üzüldüm de...

Fırtınalı denizlerden, sakinliğine sığındığımız bir liman daha zamana yenik düştü!

Bakalım nerde bulup içeceğiz Umur Bey şaraplarını, Melen’in papazkarasını?

Çorlu’da nerde ahtapot ızgara yiyeceğiz, kış aylarında hangi şöminenin çıtırtısını dinleyeceğiz?

Darbuka çalmama kimsenin ses etmediği tek mekândı yahu!

Ötesi var mı?

Şarkı söylemişliğim bile var!



&&&



“ Gitmek” var herkesin dilinde... Ege’ye gitmek, Akdeniz’e yerleşmek...

Kaçmak, kurtulmak, mümkünse dönmemek...

Yeniden başlamak her şeye!

Geride kalan sayfaları sanki biz kirletmemişiz, izimiz kalmamış gibi buruşturup atmak, unutmak, unutmaya çalışmak... Yaşanmamış saymak...

Unutulmak biraz da...

Geçmişe sünger çekmek...

Geçmişe rest çekmek!



&&&



“ Ayak alışkanlığı” diye bir tabir var...

Ellerimizi cebimize sokup yürümeye başladığımızda, kendimizi kapısında bulduğumuz, güler yüzlü, bildik, samimi insanların “ hoş geldin” deyip bizi buyur ettiği, bir restauranttan çok, ormandaki tek ağaç, nefes alabildiğimiz ender mekânlardan biriydi, geçmiş zaman oldu ama unutulmayacak Bahris ...



&&&



Bahri ağabey; Bahris’in kapanmasına neden üzüldüğümü sormuş, ben de sorunu geçiştirmiştim...

Bilmem anlatabildim mi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder