3 Nisan 2013 Çarşamba

Para yokken herkes kardeş!


Günden geriye; isminin Ali olduğunu öğrendiğim mahalle bakkalı kaldı aklımda…
Otuz yıllık bakkalmış!
Hani o çocukluğumuzda kalan; leblebi tozu, çatapat, topaç satılan bakkallardan…
Plastik toplar, kocaman renkli bir filenin içerisine doldurulmuş çocukları bekliyor, tanesini 1 liraya satıp 25 kuruş kazanıyormuş Ali bakkal…
“ Bereket versin” diyor…
“ Alamazdık” diyorum topları işaret ederek…
Yaşımı soruyor, “ kırkı devirdik, kırk bir” diyorum…
Aramızda altı yaş varmış, o; kırk yedi!  
“ Babam da bakkaldı benim… Şu köşedeki eski binayı görüyor musun, dükkânımız oradaydı… Bir evin bir oğluydum, babamdan ne kaldıysa hepsini yedim… Dur çay söyleyeyim sana...”
Dediğini yapıyor, komşusu kahvehanenin camını tıklatıp iki parmağını görmediğim kahveciye sallıyor…
Çok geçmeden kasketli, ayağı terlikli, omzu havlulu, saçları dökülmüş, bıyıklı bir adam çayları getiriyor…
Ali bakkal anlatıyor;
“ Yokluktu ya eskiden, değerliydi her şey, insanlar kadir kıymet bilirdi… Bak ne güzel söylüyorsun “alamıyorduk” diye… Alınmazdı o zamanlar, nerdeyse mahallede bir çocuğun topu olurdu…”
Hakikaten öyle olurdu diye geçiriyorum içimden…
Bir mahalleye bir top yeterdi yahu… Beraber oynamayacaksın da ne yapacaksın?
İflas etmiş bir arkadaşımın söylediği sözler geliyor hatırıma;
“ Para yokken herkes kardeş!”
E böyle dönüyor devran, iki çocukluk arkadaşı ortak işe giriyor, müşteriler çoğalana, kasa para görene kadar nasıl bir dayanışma, nasıl bir heyecan!
Borçlar ödeniyor, banka hesabında para birikmeye başlayınca, egolar ve  eşler giriyor devreye, kardeşlik bitiyor…

Yokluk ve fakirliğin insanları sosyalleştirdiği sonucuna varıyorum, bir çay içimlik sürede…
Bolluk, kalite anlamına da gelmiyor…
Toplar; Çin malı!

İstek ve ihtiyaçlarını birbirine karıştırmış ve hızlı tüketen toplumun borçlanarak sahip olduğu günlerde yaşıyoruz…
Çabuk ve kolay sahip olduğunda da bıkılıyor ister istemez… İlişkilerde de böyle değil mi?
Öyle eskisi gibi kumbarada para biriktirip, harçlıklarla bisiklet alma hayallerini kredi kartları duman etti…
Şimdi çocuğun; en son model cep telefonu, babasının; evi, arabası var ve ne gariptir ikisi de mutsuz!

Eskiden borçtan korkardı insanlar…
Öyle elden para alacaksın da vermeyeceksin!
Ticaret yapıyorsan; çek keseceksin de ödemeyeceksin! Hem söz varken çek de neymiş?
Hele mahalleden birinin evine haciz gelecek!
İnsanların yüzü kızarırdı, yüz yüzden utanırdı yahu…

Hani lafın burasında faturayı birine kesmek istiyor, “ alıştırdılar bizi, aklımızı çeldiler” demek istiyorum lakin içimden gelmiyor…
Bizim de işimize geldi arkadaş!
Yılda bir hafta, beş yıldızlı otelde tatil yapıp on iki ay kredi kartına taksit ödüyoruz, bankalar sevgililer gününe özel kredi veriyor…
Hacizden satılan ahlı malları alıp satan, bu işi ticaret olarak görenler var!
“ Ben almazsam başkası alacak” diyor adam vicdanına kulpu takıyor…

Yok’sa, olana yakın durmak mıdır sosyallik?
Olanınkini paylaşma isteği midir?
Onlarca çocuk, sırf bu yüzden mi koştuk bir plastik topun peşinden?


Veresiyeleri toplayamadığı için yakında kapatacakmış Ali bakkal!













Hiç yorum yok:

Yorum Gönder