15 Nisan 2013 Pazartesi

İnsanlık öldü mü kalbi atıyor mu?


Orada olabilirdim…
Hani şu Galata Köprüsü’nde balık tutarken kalp krizi geçiren balıkçının yanı başında!

Dakikalardır Köprüde ölen balıkçıyı kimse umursamadı!” başlıklı haberin fotoğrafına bakıyorum…

Kovasında sadece bir tane balık varmış!

Bir olta, bir balık, bir ölüm!

53 yaşındaymış ve Galata Köprüsü’ne yıllardır gelirmiş Cevdet Özkan…

Bugün son defa gelmiş, oltasını boğazın koynuna maviliğe atıp beklemeye başlamış, tanıdıkları varmış etrafta merhaba’lar rasgelesin’ler, köprünün korkuluklarına dayadığı kamış öne doğru çekilince heyecanlanmış, günün ilk, ömrünün son balığını çekmiş, kovaya atmış…

Cevdet ağbi ünlü bir adam olsaydı ve kendisi ile pazar günü gazetenin ekinde yayınlanacak bir röportaj yapılsa ve sorulsaydı;

“ Sayın Özkan nasıl ölmek istersiniz?”

“ Yıllardır yaptığım gibi köprüde balık tutarken” derdi…

Öyle bir hastalıktır şu balıkçılık…

Tedavisi yoktur!

 

Dünyanın bir ucundan Türkiye’ye İstanbul’a gelmişsiniz, turistsiniz, fotoğraf makineniz elinizde, parmağınız deklanşörde ne görürseniz çekiyorsunuz…

Köprüdesiniz, yüzlerce insan balık tutuyor, kovalar dolu, yüzler gülüyor fakat o ne? Yerde ölmüş üzeri örtülü bir adam yatıyor ve kimsenin umurunda değil, ne düşünürsünüz?

“ Normal herhalde” der, geçersiniz ve ülkenizde fotoğrafı etrafınızdakilere gösterirken anlatırsınız;

“ Geçen bahar Türkiye’deydim, böyle memleket görmedim, ölen öldüğü yerde kalıyor kimse dönüp bakmıyor!”  

 

Bakanın derdini anlatmaya çalışan kanser hastasının cebine harçlık koyduğu ve “sakın düşürme” diye tembihlediği memlekette, balıkçı Galata Köprüsü’nde ölmüş, kimse ilgilenmemiş…

Çok mu? 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder