1 Ekim 2012 Pazartesi

Dertli ile Derman

Sarı yağmurluğu ile sessiz sedasız yaklaşıp “rasgelsin” diyen... Adı neydi?


Kısa boylu, kır saçlı, hafif toplu, yetmişli yaşlarda bir adamdı velhasıl!

Denize, balığa meraklıydı... Toplarken görmediğim ağlar bırakırdı suya... Asmaları vardı bahçesinde, meşe fıçılarda şarap yapardı kendi elleriyle...

İkram etmişliği, beraber içtiğimiz, lafladığımız olurdu...

Keyfi yerindeyse uzun yaşanmış hikâyeler anlatırdı... Saat gece yarısını geçtikten sonra eşi seslenirdi bahçeden... İtirazsız, ayaklanır, giderken göz kırpar ve eklerdi; “ kadın çağırdığı zaman, gideceksin!”

Gülüşürdük!

Bir oğlu Amerika’daymış... Kışları onun yanında geçirirmiş...

Geçen yıl bir kartona ‘satılık’ yazıp asmıştı bahçe duvarına...

Neden bilmem bu sene olta atmadım onun evinin önünden... Belki; dereyi geçmek zor geldi...

Belki; rahmetli Zeki ağbinin evinin, pansiyon olmasına bozuldum...

Bana neyse!

Anlayacağınız; ev satıldı mı, satılmadı mı haberim yok...



Böyle oluyor...

Bir hokus pokus, insanlar kayboluveriyor!



Rahmetli Zeki ağbi de bir garip adamdı...

Ben onu yazlık bekçisi bilirdim... Öldüğünde, fabrikatör olduğunu öğrendim!

Hani “şaka gibi” derler ya...

Hakikaten; şaka gibi...

Bana, eşek şakası!





Bir insan, bu kadar kendini saklasın, pes!

Misina, iğne, rakı sipariş ederdi... Götürürdüm, borcunu sorardı, yoktur diye ; “ lafı mı olur ağbi” derdim...

Gülmeyin, ayakkabılarımı vermişliğim var!

Bundan iki sene önce, doğum gününün gecesinde sokakta ölüsünü bulmuşlar...

Derdi neydi?

Kime, neden küsmüştü?

Kim bilir!



“Derdi” dedim de... Kısa boylu, sarı yağmurluklu, kır saçlı, hafif toplu amcanın adı; Derman’dı...

“ Kul sıkışmayınca Hızır yetişmez!” denir ya...

Şaka gibi; Dertli ile Derman kapı komşusuydu!

İkisi de denize, balığa meraklıydı...

Derman Amca, toplarken görmediğim ağlar bırakırdı suya...











Hiç yorum yok:

Yorum Gönder