27 Ekim 2012 Cumartesi

Ay yoktu ve gökyüzü bulutluydu…

Geceydi…


Ay yoktu ve gökyüzü bulutluydu…

Serindi…

Midyeci tezgâhı toplamış, pamuk helvacı eve gitmek üzereydi…

Balık lokantasının iki masası kalmıştı ve garsonlar sürekli saatlerine bakıyordu…

Udi yorulmuş, ızgaracı bıkmış, mezeci çoktan rakı sofrasına oturmuştu…

Çay bahçesinin ışıkları sönmüş, gündüz seyyar köftecinin durduğu yerde bir sarhoş uyuyordu…

Sarhoşa özeniyor, gözlerimi kapatıyor…

Derine inemiyordum.

En az onun kadar demli ve gamlıydım oysa!

Paltomun yakalarını kaldırdım, ellerim ceplerimde, ayaklarımı öne doğru uzattım…

Eski bir bankta değil de, sıcak bir yaz günü, kumsalda uzandığımı hayal ettim!

Deniz masmaviydi ve dondurmacının önünde kuyruk vardı…

Küçük bir çocuk yengeçten, sarışın uzun boylu kadın, yanındaki adamdan, adam hayattan korkuyor, kimse korktuğunu belli etmiyor, en büyük artistlere nispet yaparcasına mutluyu oynuyordu…

Sıcak bir yaz günü, kumsalda uzanırken ve dondurmacının önünde kuyruk varken…

Serin, aysız bir gecede, eski bir bankta oturduğumu hayal ettiğim de oldu!





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder