19 Eylül 2012 Çarşamba

Teselli

Yürüyorum...

Kilo alan, saçı dökülen, parayı bulan, e parayı buldu diye yürüyüşü değişen, ensesi kalınlaşan, babadan kalan zuladaki liralar suyunu çekince bağı, bahçeyi, evleri en son arabayı satan, nihayetinde eller dize kadar pantolonun ceplerinde, parmak arası terlikle gezen...
Önce işini sonra eşini en son aklını kaybedip olmadık heveslerin peşinde koşan...
Hayallerini; yabancı memleket dilberlerinin, güney sahillerinin, kolay paranın, ne yapsam da köşeyi dönsem düşüncelerinin süslediği...
Tanıdık simalara tesadüf ediyor, durana hal hatır soruyor, acelesi olanla selamlaşıyoruz...
Kiminin dilimin ucunda olan adı hatırıma gelmiyor...
Size de oluyordur!
Düşün düşün çıkarana kadar akla karayı seçiyor insan...

&&&

Yolum kenar mahallelere düşüyor...
Tıka basa dolu çöp tenekeleri, boş ve yılmış gözlerle bakan, pireli sokak köpekleri, birbirine yaslanmış boyasız, bakımsız tek katlı evler, lağım kokusu, sıcağa karışan yapış yapış ter kokusu, kazılmış sokaklar, kapı önlerinde en son ne zaman çalıştığını neredeyse kimsenin hatırlamadığı, camları kırık, lastikleri patlak, paslı arabalar...
Her şeye rağmen devam eden hayat!
Silinen camlar, süpürülen kapı önleri, boy boy, yüzleri kirli, dizleri yaralı, ağbisinin ablasının küçülenlerini giymiş çocuklar...
Gömlek düğmeleri göbeğine kadar açık, eli tespihli, topuklarına basa basa yürüyen, saçları yağdan mı jöleden mi parlayan bitirim...
Çiçekli basma entarisinin eteğini çekiştirerek yürüyen, kırmızı rujlu, belli ki evden söylediği yalanla çıkmış, gözü arkada, ürkek ve bir o kadar heyecanlı, genç kız...
Zamana şaka, at arabaları, yem torbaları...
Tülleri titrek dar pencereden sokağa karışan ses;
Orhan Gencebay!
“ Ne senle, ne sensiz geçmez oldu hayat, vazgeçilmez tesellisin!”
Şarkının ismi dilimin ucunda da hatırıma gelmiyor!
Size de oluyordur...
Düşün düşün çıkarana kadar akla karayı seçiyor insan!





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder