23 Haziran 2012 Cumartesi

11/22/63

Kitabımı koltuğumun altına sıkıştırıp saklandığım kuytuda, denizi görmemi neredeyse engelleyen ağaç geldi gözümün önüne... Gövde, gövdeden ayrılan iki kol, kollardan ayrılan dallar...


Hayat gibi...

Geride kalmış yaşanmışlıklar gibi!



İş arıyorsunuzdur, ilanı olan tüm şirketlere özgeçmişinizi gönderirsiniz... Görüşmeye çağırırlar, seçilmek için süslenirsiniz!

Ne zordur kendini karşıdakine beğendirmeye çalışmak...

Aradığınız adam benim rolünü oynamak, oynamak zorunda kalmak...

Ben bu işi kotarırım... Diken üstünde oturuyorken ‘acayip rahatım’ havası yaratmak, etkilemeye çalışmak...

Muhakkak sorarlar; “ neden şirketimizde çalışmak istiyorsunuz?”

İşsiz insanoğluna sorulacak en gereksiz sorudur bu!

Ucu yalana çıkar...

Havaya girdiyseniz, yazarsınız;

“ araştırdım, çalışanlarına kariyer imkânı sağlayan, adil yönetilen bir şirketsiniz...”

Aslı; “eleman arayan tüm şirketlere CV gönderiyorum, çağırdınız, iş bulma umuduyla geldim” dir!

Fakat kimse bu cevabı duymak istemez veya ben duymak istemediklerini düşünüyorum!

Hoş, son zamanlarda... ( Lafın burasında son okuduğum kitaptan alıntı yapacaktım, caydım)

Hikâye bu ya; görüştüğünüz iki şirket aynı gün arar, evraklarınızı tamamlayın en kısa zamanda iş başı yapın, der...

Gövdeden iki kol ayrılır...

Tercih yapmak zorunda kalırsınız...

Seçilenken seçen olmuş gibi hissedersiniz...

Şayet işsizlik canınıza tak ettiyse ve etrafınızdakilerin “ var mı bir şeyler” sorularından sıkılıp hem toplum denen boşluğun kör gözünde değer kazanmak, hem de iki şirket tarafından istenen adam pozisyonunun keyfine varmak için, etrafınızdakilere, özellikle çenesi düşük olanlara güya danışırsınız...

“ Evrakları hangisine vereyim?”

Yeterli reklamı yaptıktan sonra kazancının daha iyi olduğunu düşündüğünüz şirkete başlar, kollardan birini, diğerine yeğlersiniz!



İlişkiler de böyledir!

Yalnızlıktan bunaldığınız bir dönemde, hayat beklemediniz bir sürpriz yapar, karşınıza taban tabana zıt iki karakter çıkarır...

Yeteneğiniz ölçüsünde durumu idare eder, bıçak kemiğe dayandığında da birini seçersiniz...

Yaptığınız seçimler yanlışsa gittiğiniz yol önemini kaybeder, aklınız sürekli diğer yola takılır!



Ya günün birinde geçmişe dönüp, hem kendi kaderinizi, hem de istediğiniz tüm yaşanmışlıkları değiştirmek elinizde olsaydı?

Kuytuda, koltuğumun altındaki kitap... Öyle bir kitap!

Ağaç figüran...

Yazdıklarım laf!





2 yorum:

  1. Güzel yazıyorsun be arkadaşım sen! Tadından okunmuyor vallahi :)))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zamanın olursa kitabı oku derim, selamlar : )

      Sil