14 Mayıs 2012 Pazartesi

Laf işte

Yeni biçilmiş, kokusuna doyamadığım çimlerin bittiği, denizin bağrına yaslanmış yosunlu kayaların başladığı, arafa bilinçsizce atılmış bankta öylesine bir zamandır oturuyorum...


Kıyıya demirlemiş yelkenli, ardında balıkçı tekneleri...



Seyrek, eşofmanlarını giymiş, spor ayakkabılarının bağcıkları fiyonklu, güya sporuna koşan, yürüyen, kafası başka yerde insanlar geçiyor...

İçlerinde, tanıdığım halde göz göze gelemediğimiz için selamlaşamadıklarım var...

Hoş, yalandan gülümsesek, yılların verdiği alışkanlıkla başımızı öne doğru eğsek, biraz samimiysek, “samimiyet” derken; mevsimler içinde diğerlerinden daha fazla karşılaşıyorsak ve “ merhabalaşsak” ne değişecek?



Bir selamdan, bir merhabadan değişim beklemek çocukluk ya!

Laf işte...

Can sıkıntısı benimkisi...

Kimine göre; gaf işte!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder