15 Nisan 2012 Pazar

Düşlediğiniz gerçeğinizdir

Hiç aklınızda yokken ve ummazken, en hazırlıksız, en zavallı anınızda, sırf içinizde zamansız çalan, kurmadığınız guguksuz saat yüzünden ayrılırsınız!


Mevsimlerden...

Günlerden...

Önceleri bilirsiniz de... Yüzler silinmeye, kokular unutulmaya başladığında...

Hayalinizdeki geçmişle, gerçeği... Şapkadan aşk çıkarmaya çalıştığınız dumanlı bir gecede, el çabukluğu ile yer değiştiriverirsiniz!

Bir sohbette “sonbahardı” diye girersiniz cümleye... İçinizin laciverte döndüğü bir gün; “kıştı ve kar vardı” yazarsınız günlüğünüze...

O gün cumartesidir... Hayır hayır semt pazarı kurulduğuna göre çarşambadır!

Birden aklınıza; sararıp dökülen ruhunu kaybetmiş yapraklar gelir, hüzünlenirsiniz ve sonbaharda ayrılmayı yakıştırırsınız kendinize...

Bahar sabahıdır ve gün doğmamıştır... Sahile hapsolmuş yalnız bankta oturuyorsunuzdur... Gökyüzü gridir... Martılar vardır ve hatta birinin tek gözü kördür... “ Talih” koymuştunuz ya adını, oradan hatırlarsınız...

Akşamüzeridir pekâlâ, güneş batıyordur...

Arsız, sevimli olmaya çalışan, kucak delisi, evden kaçmış bir kedi vardır bacaklarınızın arasında ve renksizdir!

Pamuk helva satan biri, baloncu ile kavga ediyordur, çocuğunun elinden tutmuş, mutluymuş gibi bakan babanın cebinden son parasını almak için!

Baba simit alır...

Çocuk martılara atar!

Mevsim?

Günlerden?

Gerçeği anımsamaya çalışırken bir mikserin içinde meyve parçacıklarıyla dönerken bulursunuz kendinizi...

Düğmeye basanın keyfine göre muzlu da olursunuz, çikolatalıda!

Son kullanma tarihiniz gelene, gençten biri sizinle yer değiştirene kadar köhne bakkalın, yaşlı sahibi ile göz göze gelmemeye çalışarak, biri gelsin de sizi seçsin diye beklersiniz tozlu, ahşap raflarda...

Gariptir ama gerçektir örümceklerle sohbet ettiğiniz!

Adının “talih” konduğunu bilmeyen tek gözlü martı da sizsinizdir...

Kucak delisi, sevgi düşkünü, renksiz ev kedisi de!

Kumsala yakın, nemli, çürümeye yüz tutmuş bir bank olmayı seçerseniz ve zararınız kendineyse, kim ne diyebilir?

Gerçek; düşlediğinizdir!

Gerisi; parmak uçlarınıza yükselip, alabileceğiniz halde kırmaktan korktuğunuz reçel kavanozu...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder