23 Nisan 2012 Pazartesi

Açılışlar kalabalık kapanışlar yalnız olur



Kahvehane kalabalık...


Gazete okuyanlar, okeye dönenler çayına zar atanlar...

Midyeci, köfteci ve ne hikmetse nisan ayında olmamıza rağmen kestaneci!

Mavi boyalı balıkçı tekneleri çıkıyor denize...

Hayat dükkânının kepengini indirmiş birinin cenazesi kalkıyor...

Az önce hakkını helal etmiş kalabalık, küçük adımlarla mevtanın peşinde...

Yeni yürümeye başlamış bir çocuk düşüyor dizlerinin üzerine, arkadaşları ile sohbete dalmış işgüzar anne çığlık çığlığa kalkıyor oturduğu yerden...

Sümükleri de akan çocuk ağlıyor...

Anneden daha işgüzar baba, elindeki kâğıtları bırakıp kalkıyor masadan en erkek haliyle...

Telaşlı kadına bağırıyor!

Arkadaşlarının yanında küçük düşen kadının gözleri doluyor...

Bir kız çocuğunun elindeki balon patlıyor sonra...

Sıkılıyor, yürümeye başlıyorum.



&&&



Sahile açılan tatlıcının önü kırmızı, beyaz balonlarla süslenmiş...

Bangır bangır çalan gereksiz müzik güzelim baharın fistanını yırtıyor...

Etrafta da kimse yok üstelik!



&&&



Tatil yörelerine açılan işletmelerin kaderi benzer oluyor...(!)

Nisan, mayıs aylarında bir heves şehrin ileri gelenleri tarafından parlak bir makasla kırmızı kurdele kesiliyor, çiçekçinin getirdiği çelenkler onur madalyası gibi dükkânın önüne sıralanıyor...

Suni kalabalık...

Şak şakçı “ artık alışverişi senden” yaparız diyen eş, dost akraba ve tanıdıkların gazlamaları...

Kırmızı burunlu, harçlığını çıkarsın diye bir günlüğüne palyaço!

Misafirlere gülen yüzüyle kolonya, çikolata ikram eden, sabahın köründe soluğu kuaförde almış ve genellikle olayı abartmış işletme sahibinin şık karısı...

Hayatlarında ilk defa papyon takan beyaz gömlekli çocuklar...

Kuru pasta, gazoz, kanepeler...

İşlevi bittikten sonra tepsinin kenarına asil parmak hareketleri ile bırakılan kürdanlar...

Çakma kahkahalar!

Sonbahar geldiğinde, rüzgârların esmeye başlayıp, havaların soğumasıyla kesatlaşan işler...

Nerdeyse siftahsız günler...

Yalnız kalındığında kimseye belli edilmese de “ hata mı yaptım, açmasa mıydım” girdapları, dalıp gitme halleri...

Faturalar!

Televizyon reklamından etkilenip çekilen kredinin her seferinde ödemesi daha da zorlaşan taksitleri...

Açılışta sırt sıvazlayan, sözü hançerli tanıdıkların “ ben sana burada açma diyecektim lakin hevesini kırmak istemedim” yorumları...

Borçlar...

Takmalar...

Başka bir şehre taşınıp yeniden başlamalar...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder