13 Ocak 2012 Cuma

Tembellik güzeldir

Neden bilmem!  İlle de bu havalarda aklıma gelir; söğüt gölgesi...
Aylardan temmuz veya ağustos olacak... Sarı sıcak ortalığı kavururken,  göl kenarında bir söğüt ağacına sırtını yaslayacak, hiçbir şey düşünmeden, kâh gökyüzünün maviliğine takılacak, kâh otların arasında yürümeye çalışan kaplumbağanın miskinliğine imreneceksin...
Oltan suda olacak...
Balıklarla dans eden kırmızı şamandıraya gülümseyeceksin...

&&&

Çalışıyorsan, yani hava kararıp da söğüt gölgesi ile vedalaştığının ertesi günü, sabahın köründe kalkıp gidebileceğin bir işin varsa, keyiflidir tembellik...
Yanında yatılır da, tadından yenmez hatta...
İşsizsen, boğar!

&&&

Çalışmadığım dönemde, ne zaman uyanırsam artık arabaya atlar sahile giderdim...
Ters çevrilmiş ve unutulmuş bir kayığın kuytusunu mesken edinmiştim, kayığın ismi nispet yapar gibi; umuttu
Denize girer sonra kumların üzerine serdiğim havlunun garantisinde uyurdum...
Uyanınca tekrar denize girer, hava kararıp da plajdan el ayak çekilince olta atardım...
Bir iki de derya kuzusu geldim miydi?
İşsizliğimi bile unuturdum...
Hatırlamam çok uzun sürmezdi tabii!

&&&

O ters çevrilmiş ve unutulmuş kayığın kuytusunda; tenekede midye yaptığım da, günün ilk ışıklarına kadar demlendiğim de, saatlerce kitap okuduğum da oldu...
Kaç romana başlayıp, kaç tanesi yarım bıraktım, gözümün önüne gelen kaç insan silueti ile hesaplaştım, kaçına ağza alınmayacak küfürler ettim ve kaç kişiyi Allah’a havale ettim, bilseniz!  
Koskoca bir yazı böyle yedim...
Ve en keyif aldığım şeylerden her gün sıkıldım!

&&&

Tembellik güzeldir eğer ertesi gün gidecek bir işiniz varsa!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder