21 Kasım 2011 Pazartesi

Şükür bakireyiz!



Bitirmek zordur lakin başlamanın da keyfi başkadır!
Şarkıdaki gibi; “ yeniden başla, ümitle, aşkla...”
Levent Yüksel’in ‘Med Cezir’ albümünün çıktığı yaz, nerdeyse yirmi yıl önce, yirmi yaşımdayım...
Amaaan!
Uyuz olmaya başladım şu geçmişe özlem yazılarına...
Seksenler, doksanlar...
Yaşadıklarımızı özel zannediyoruz, bir bakıyoruz arkadaş, yaşıtlarımızın hepsi benzer şeylere takılmış...
Geçmişi yazmak ne kolaycılık yahu!
Hakikaten, otur gecenin kör yarısı klavyenin başına, anılarını, anımsadıklarını anlat... Peh!
Olanı biteni tüm gerçekliğiyle nakletsek neyse... Ah şu hile yapmanın dayanılmaz cazibesi yok mu?
Okeyde taş kurmak gibi bir şey yahu!
Hep kaymaklılardan bahsediyoruz... Katur kutur, ham olaylar hiç yaşanmadı...(!)
En bi delikanlı, mahallenin en namuslu kızı biziz!  Yalan dolan bilmeyiz...
Hiç kıvırmadık!
Aldatmadık, boynuzlanmadık...
Şükür bakireyiz!   

&&&

Neredeyse her b.ku yedik oysa... Yaşadık...
Hayat yaşayarak öğreniliyor...   
Gerisi palavra...
Tecrübe’ dediğin ne?

&&&

Neden fıkırdıyoruz o zaman?
Niye hikâyelerimiz şöyle başlıyor; “ Eskiden oturduğumuz mahallede bir komşumuz vardı; Münevver teyze... Kandillerde helva kavurur getirirdi! Bayramlarda elini öpmeye giderdik, mendil verirdi...”
Bugün Münevver teyze gibi komşularımız yok mu?
Vaar...
Biz tanımıyoruz!
Değerlerimiz değişti... Eskiden komşularımız önemliydi, şimdi değil... Eskiden cebe konan mendilin kıymeti vardı bugün kimse dönüp bakmıyor bile...
Hem... Biz artık kâğıt mendillere sümkürüyoruz!
Münevver teyzeyi tanımamak işimize geliyor, emekli zaten, zor geçiniyor... Olmadık zamanda gelir borç morç ister... Neme lazım!















Hiç yorum yok:

Yorum Gönder