24 Eylül 2011 Cumartesi

May Way


Yatıya hazırlıksız yakalanınca, ilk gördüğüm tezgâhtan alacalı bir çift çorap, ayıptır söylemesi bir de don aldım!
Fanila da alacaktım bulamadım!
Çorap bir lira, donun fiyatı; üç lira... Traş bıçağı, diş fırçası ve macunu...
Ertesi güne hazırlık tamam...

&&&

22 odalı otelin, yirmi odası doluymuş!
Kalan, üç tek yatağı olan odaya yüz yirmi beş lira istediler... Pazarlığa giriştim... Al takke ver külah 95’e anlaştık, oda numaram 209...
Otelde asansör yok...
Eski bir bina, koridorlarda hafif küf kokusu var...
Odamın kapısı dışarıdan kilitlenmiyor... Tuvaleti, banyosu temiz, havluları yeni, televizyonu kocaman...
Üç yatak olunca şımardım tabi! Televizyona en yakın olanını seçtim...
Keşke odada bir soğutucu olsaydı!
Uzandım öyle, uyuya kalmışım...

&&&

Akşam sekiz gibi, midem dürttü...
Saraçlar kalabalık... Soluğu Asmaaltı Ocakbaşı’nın balkonunda aldım... Daha önce Metin getirmişti beni buraya, zaman az olduğu için keyfini çıkartamamıştım...
Kurduk masayı!
Fonda Behiye Aksoy... “ At kadehi elinden bin parçaya bölünsün...”
Kadehi elimden bir atsam, stadyumun yeşil çimlerine düşecek!
Manzaramız kale arkası...

&&&

Öğle yemeğini Keşan’da Çamlıbel’de yemiştim... Yolunuz düşerse aklınızda olsun; satır eti inanılmaz, gitmişken gömlekte ciğer yemeden ayrılmayın derim!
Asmaaltı Ocakbaşında’da kanat siparişi verdim... Nar gibi geldi... Karnım mı çok açtı, usta mı işi biliyordu; Ertuğrul ağabinin tenekede tavuğundan sonra yediğim en güzel tavuktu!  
Emeği geçen herkesin eline, koluna sağlık...

&&&

Ellerim ceplerimde şarkıdaki gibi otele dönüyorum fakat uykum yok!
Kulaklarımda Işık’ın favori şarkısı; “tuttu fırlattı kalbimi”
Annesi ile beraber söylüyorlar; “ İki kere, üç kere, dört kere, beş kereeee... Zamanla geçer dedi... Zamanla zamanla”
Işık, Gökçe gibi bir kız olursa hapı yuttuk!

&&&
Alipaşa Çarşı’nın içinden geçtim otele varmama ramak var, sol tarafta bir mekân dikkatimi çekti; Patio Cafe...
Tereddütsüz girdim içeriye...
Barın yüksel taburelerinden birine oturdum...
Çok olmuş bara gelmeyeli... Her şey bıraktığım gibi ama!
Sol tarafımda gençten bir kız ağlıyor, yanında uzun saçlı, küpeli, keçi sakallı bir delikanlı, teselli etmeye çalışıyor...
Kızın teselli olmaya niyeti yok!
İster istemez olanı biteni dinliyorum; kız zalim erkek arkadaşı tarafından terk edilmiş, cibilliyetsiz adam üzerine kızın başka bir arkadaşı ile çıkmaya başlamış, üstelik kızla çocuğun yeni girl frendi aynı evde kalıyor!
Kızla, keçi sakallı aynı sınıfta...
Kanımca keçi sakallı kıza âşık, kızın durumdan haberi yok ama!
Tipik; öküz sevda çekiyor durumları...
Çocuk tuvalete gittiğinde ardına takılıp ; “ yavrum yakın gelecekte bu kızla sakın çıkma, yara bandı muamelesi görürsün” diyesim geliyor...
İç sesim; “bırak yaşayarak öğrensin” diyor...

&&&

Odamın kapısı içeriden de kilitlenmiyor...
Don, neden bilmem küçük geliyor!








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder