20 Eylül 2011 Salı

Gündüz niyetine


Tezgâhtaki kofanayı görünce ceketimin önünü ilikledim, saygılı adımlarla balıkçıya doğru yaklaştım...
— Kaç kilo bu?
— Üç
— Kaç para?
— İki yüzü ver al git, sana o da?
“Başkasına kaç lira” diye soracaktım, caydım...

&&&

Parası olana, ağzının tadını bilene, lüferin tanesi elli lira...
Breh breh breh...
Müstahak mı şimdi bize bu?
Başımıza ne geldiyse çinakopları güpür güpür götürdüğümüz için geldi öyle mi?
Ne yalan söyleyeyim kıyamadım elli liraya... Çok para be!
Mezgit aldım...
Özür dilerim, tavuk balığı!
Unlayıp tavaya atarken saygılı davrandım... Ceketimi çıkartmadım!
Yerken de lüfer niyetine dedim...

&&&

Hafta sonları balığa gidiyoruz lakin hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi nedeniyle plajlar hala kalabalık... Şimdilerde çiftlerde gece denize girmek moda!
Oltaları atmış balık bekliyoruz...
Gözler kamışlarda...
Tesisatı kuvvetli bir araba yanaşıyor sahile aradan beş dakika ya geçiyor ya geçmiyor, mayolu bir ağbi ile bikinili bir abla koşa koşa denize...
Avazımız çıktığımı kadar bağırıyoruz; “oltalar var, dikkat edin bir tarafınıza batacak!”
Ses yok... Söylene söylene topluyoruz oltaları...
Teklerin gece suda ne yaptığını kestiremesek de, çiftleri, olanı biteni izliyoruz...
Param olursa... Bir gün... Gazozculuğu bırakıp kumsala hamam açacağım!

&&&

Fotoğraf makinemi yanıma almıyorum ya, nasıl kızıyorum kendime bilseniz...
Pazar günü kumsalda, şezlonga beyaz donu ile tünemiş, dal yaprak meydanda güneşlenen iki Hint fakiri gördüm...
Bir “tövbe estağfurullah” çektim, arkasından “ gündüz niyetine” dedim...

&&&

Eğitim şart tabi! 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder