16 Ağustos 2011 Salı

Nefes alsın istiyor insan...


Bu duyguyu biliyorum... Önce kitaba burun kıvıracağım, daha sonra birkaç kişi okuduğunu ve beğendiğini söyleyince meraklanmaya başlayacağım, iki üç defa yeni çıkanlar rafının altını üstüne getirip alternatif arayışlara gireceğim ve sonunda dayanamayıp Elif Şafak’ın İskender’ini bayıla bayıla alıp, okuyacağım...

&&&

Yeni açılan mekânlar konusunda da durumum aynı... Önce nazlanırım gitmemek için bin dereden su getiririm sonra bir gece yalnız gider eşe dosta görünmeden takılırım, servisi, verilen hizmeti, pişirilenleri ve ortamı beğenirsem müdavimi olurum!

&&&

Hoş müdavimi olduğum mekân da neredeyse kalmadı artık!
Söylendiği ve ötede beride yazılıp çizildiği gibi, Silivri mendirekteki Küpeşte ve Amirali’de yıkarlarsa işlem tamamdır!
En son Çorlu Havuzlar Parkı’ndaki Hasan’ın Meyhanesi’ni yerle bir ettiler...
Ev yakın olduğu için yaya gidiyor, kandili söndürüp sallana sallana dönüyor...
Salaşlığını seviyor, tanıdık yüzlerle selamlaşıyordum... Arada hesabın şişkin geldiği de oluyordu ama... Eh olacak o kadar!
Bu kış orası da yok!

&&&

Düşünüyorum; Çorlu’da şehir içinde benzer standartlarda başka bir yer de aklıma gelmiyor...
“Standartlar” derken; iyi kötü bir bahçesi olacak, kimse kimseye ilişmeyecek, muhabbetin orta yerinde garson gelip “bir isteğiniz var mı” diye sormayacak, zırt pırt kül tablaları boşaltılmayacak... Mezesi, eti, balığı taze olacak... Garsonları ince, hesabı kalın olmayacak!
( Çok şey mi istedim yahu!)

&&&

Arada çıksın, iki ahbap görsün, alıştığı, bildiği yerlerde otursun, iki çift laf etsin, nefes alsın istiyor insan...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder