29 Ağustos 2011 Pazartesi

İşletememe!


Sıradan bir kahvehaneye gittiğiniz zaman bir bardak çayı elli kuruşa içeceğinizi bilir, beklentilerinizi de verdiğiniz ücret paralelinde tutarsınız...
Garsonun papyonlu, beyaz eldivenli olmasını beklemezsiniz...
Şekerlerin ıslanmış olması umurunuzda bile olmaz...
Çay demli ve tazeyse sorun yoktur!

&&&

En pahalısından bahçe mobilyaları ile dekore edilmiş, ötesinde berisinde yapay şelalelerin çağladığı, ağaçlandırılmış bir mekândayız...
Oturuyoruz... Oturuyoruz... Oturuyoruz...
Beyaz gömlekli garson bir türlü lütuf edip teşrif etmiyor. Kalabalık olsa eyvallah!
Sesleniyorum, geliyor...
İki bardak çay siparişi veriyoruz...
İnce belli bardaklar beklerken, kavanoz benzeri cam vitrin eşyalarına konmuş, çok af edersiniz beygir sidiği renginde çay diyemeyeceğim renklendirilmiş sıcak sularımız geliyor...
Bardaklardan birine de çay kaşığı koymayı unutmuş garipler...
Yüzler gülse, biraz sıcaklık olsa ve çayın bardağı beş lira olmasa, ucuz etin yahnisi bu kadar olur deyip avutacağım kendimi ammaaaaa...
Hem pahalı satacaksın, hem hizmet vermeyeceksin, hem çalışanlarının suratı sirke satacak, hem bardağa çay kaşığı koymayı unutacaksın! Hem de kasada hesabı alırken burnun kaf dağında olacak...
Olmaz öyle şey!
Yapma arkadaş bu işi...
Git becerebiliyorsan pazarlarda tavuklu pilav sat daha iyi!

Aslında işletmenin ismini buraya yazmak var da, son dönemde gittiğim mekanlardaki durum benzer olduğu için; yazıyı okuyan işletme sahiplerinin biraz olsun üzerine alınması, kendine çeki düzen vermesi, servisini, çalışanlarını kontrol etmesi için yazmıyorum...

&&&

Neden oluyor bunlar?
Yaptığımız işi sevmemekten... Sevmeyince olan bitenden keyif de alınmıyor tabii...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder