26 Ağustos 2011 Cuma

Bit yeniği



İki kişi çarşının orta yerinde tekme, tokat birbirine girer... Küfürler havada uçuşurken, işten çıkmış evine giden vatandaş kavgaya denk gelir, en insan haliyle; “ayıptır, koskoca adamlarsınız”  deyip kavgacıları ayırır...
Yarım saat sonra ekmek almak için mahalle bakkalına gittiğinde cüzdanının çalınmış olduğunu fark eder!

&&&

Eskiden Eminönü’nde kayıkçılar yolcu ve yer kapmak, biraz da ilgiyi üzerlerine toplamak için birbirlerine sözlü olarak sataşırlarmış...
En güzel atışma çok gürültülü olduğu için rıhtımda birbirlerine en uzak kayıkçılar arasında olur, kavgayı da çenesi en kuvvetli olan kazanırmış...
İş, hiçbir zaman yumruklaşmaya gitmez, taraflardan biri söyleyecek laf bulamayana kadar devam edermiş...
Kayıkçıların birbirine girmesini bekleyen meraklı vatandaşın olup bitenden haberi yok tabii!
Kayıkçı kavgası” deyiminin buradan geldiği rivayet edilir...

&&&

Tavlama diye bir dolandırıcılık yöntemi var!
Oğlu askerde olan kişileri tespit eden zanlı aileye ziyarette bulunarak oğullarının asker arkadaşı olduğunu, annesinin öldüğünü memlekete gidecek parası olmadığını gözü yaşlı bir şekilde anlatır...
Oğullarının hasretiyle yanıp tutuşan ailenin canını yakar!

&&&

Son günlerde, ana haber bültenlerini izleyip, gazete manşetlerini ve köşe yazılarını okudukça; tavlanmış, kayıkçı kavgasının ortasına düşmüş henüz cüzdanının yerinde olmadığını fark etmeyen vatandaş gibi hissediyorum kendimi...
Birileri gündem diye önümüze çekilen perdenin arkasında, bir film çeviriyor ama durun bakalım, kokusu çıkar yakında!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder