10 Temmuz 2011 Pazar

İki düşünüp bir söylesek...

Soru hemcinslerime;
Hiç tanımadığınız, tesadüfen yolunuzun kesiştiği altmış yaşında sarhoş bir adam size küfür etse, tepkiniz ne olur?
Yanınızda aileniz yok... Eşiniz yok, kız arkadaşınız yok... Kendinizi ispat etmeye çalışacağınız, gözüne girmek veya gözünden düşmek istemediğiniz hiç kimse yok!
Pahalı bir arabanın içinde üç arkadaşsınız, yakamozlu bir gecede kandili söndürmüş eve gidiyorsunuz...
Mevsimlerden yaz, çok sıcak, klimayı çalıştırmak yerine içinde bulunduğunuz aracın camlarını açmışsınız, birden trafik sıkışıyor, yol kenarında, ellerinde poşetlerle yalnız yaşadığı evine doğru gitmekte olan yaşlı bir adama korna çalıyorsunuz... Adam sarhoş ve size sövmeye başlıyor...
İzleyebileceğiniz iki yol var;
Ya; gülüp geçeceksiniz...
Ya; aracı durdurup, yaşlı sarhoşun üzerine yürüyecek, gücünüz yettiği için döveceksiniz!
Dün geceye kadar böyle bir durum da herkes güler geçer zannediyordum...
Yanılmışım!
Üç genç aracından indi ve yaşlı adamın üzerine yürüdü...
***
Adam bana küfür etseydi, güler geçerdim...
“Suratın eşek derisi gibi olmuş birader” diye düşünenler olacaktır elbet... Surat benim değil mi, kime ne?
Yazdıklarımdan yaşlı adamın küfür etmesini; normal karşıladığım ve savunduğum manası da çıkmasın sakın!
***
O meşhur dizinin kahramanın söylediği, dillere pelesenk olmuş bir söz var; “ Sonunu düşünen kahraman olamaz!”
Devir, başkasının gözünde kahraman olma devri değil!
Hayat Kurtlar Vadisi değil!
İlle de kahraman olmak istiyorsanız, kendi kendinizin kahramanı olun...
Bu tarz yazılar karalarken yanlış anlaşılmaktan korkuyorum, özellikle altını çizmek istediğim bir konu var; maksadım kimseye öğüt vermek değil, zaten öğüt vermek, haddime değil!
Alttan alsak, her söyleneni ciddiye almasak, yeri geldiğinde gülüp geçmesini bilsek, karşımızdaki ne söylerse söylesin; insana olan saygımızdan, duruşumuzdan, ödün vermesek... Sonunu düşünsek... Sonunu iki defa düşünsek... İki düşünüp bir söylesek...
Ne olur ya?
Eksilir miyiz?
Eksilir misiniz?
***
Hamiş; Kral Dionysios, Platon’a, İran işi, uzun, damalı ve kokulu bir elbise hediye etmiş. Platon: Ben erkeğim; kadın elbisesi giymek istemem, diyerek almamış; ama Aristippos almış ve demiş ki: İnsan ne giyerse giysin, erkekse yine de erkektir… Yine Dionysios Aristippos’un yüzüne tükürmüş: Aristippos aldırmamış. Dostları bu küçüklüğünü yüzüne vurduğu zaman, onlara: Ne olur? Demiş, balıkçılar da ufacık bir balık tutmak için tepeden tırnağa deniz suyu ile ıslanmaya pekâlâ katlanıyorlar...

1 yorum:

  1. murat uludogan14 Temmuz 2011 01:23

    emegine saklık ali abi...
    agırlık kaç metre sonra dinlenceye dönüşünceye kadar yürümeli sabır...

    YanıtlaSil