26 Temmuz 2011 Salı

Dalı, kütüğe değişmek; tercihtir!

Terk edildiğiniz oldu mu hiç?
Yazıyı boş verin, bir düşünün bakalım, şöyle gerilere gidin... Ne hissettiğini anımsayan var mı içinizde?  Benimki de soru ha!
Terk edilişler unutulur mu yahu?
Mış gibi yapılır...
Böbrekteki taş, doğum sancısı... Hadi olayı biraz daha ileriye götürelim; vücuttaki tüm kemiklerin ve de ruhun, çürük diş kadar acı vermesidir; terk ediliş...
Hatta daha da beteridir!
Bilenler, bilmeyenlere anlatır ama yaşanmadan bilemez!

***
Terk edilmek; alternatifine yenilmektir aslında...
İnsanoğlu işini bilir; tuttuğu dalı ancak diğer eliyle kalın bir kütüğü tutuyorsa bırakır...
Dalı, kütüğe değişmek; tercihtir!
Denize düştüğünde, yılana sarılan âdemoğlunun, kütüğü kucaklaması kaçınılmazdır!  

***
Terk edilen, iki kürek kemiğinin arasına hançeri neden yediğini düşünürken... Filozof olur...
Hele bir de kitaplarla arası iyiyse; erer gibi olur...
Zıplar ama eremez!
Oturur, imla kurallarına takılmadan, aşkın kitabını... Pardon; aşkın ansiklopedisini yazar hem de cilt cilt...
Aşk kitabını; Nilüfer de, Hayko Cepkin de söyler ama ikisi de ibrikle Zeki Müren’in eline su dökemez...(!)
Peşkiri, kim olsa tutar!

***
Hayat; hassas tartar...
Eken, biçer...
Eden, bulur...
Çektiren, çeker...
Terk eden, terk edilir...
Sonra olmadık zamanlarda, gözü yaşlı sorgularız; “ Allahım neydi günahım?”
Şarkı o be!
   

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder