20 Temmuz 2011 Çarşamba

Beklemenin neresi iyi?

Mazhar’ı dinliyorum bu gece, planlı bir şey değil, kendiliğinden gelişen bir durum... Şarkı da şu;
Benim hala umudum var!
Sahi, sizin de hala umudunuz var mı?
Neyi umuyorsunuz mesela, ne olsun istiyorsunuz? Olduğunda, mutlu olacağınıza emin misiniz?
Nasıl bileceksiniz ki... Yaşamadan anlayamazsınız!
Bulduğundan mutlu olmaya çalışan bir adam olarak( çok pembe gözlüklü bir cümle oldu bu da, silmeye de kıyamadım, kalsın)...
İdare etmeye çalışan bir adam olarak; ummanın insan bünyesine fazlasıyla zararlı olduğunu düşünüyorum...
Ummak; gerçekleşmesini beklemek ya!
Beklemenin neresi iyi?
Olacaksa, şıppadanak olsun!
Aniden olsun!
Sürpriz olsun...
Şak diye karşımıza çıksın mesela!  
Bekleme salonlarında keyifli insan yüzleri gördünüz mü hiç?
“ Bekliyorum, mutluyum” diyen birilerine rastladınız mı?
Ben; endişeli, sıkılmış, korkan ve de ağlayan insanlar gördüm daha çok...
Kısmet işte, belki bana öyleleri tesadüf etti...

***

Bekleyen, umut eden insanları idare etmek kolay...
Umduracaksın ki, yönetesin... Öyle şeyler vaat edeceksin ki; “ ya olursa” dedirteceksin!
Hayal kurduracaksın, üç anahtara inandıracaksın!
Çok sıkışırsan; eşeğini kaybettireceksin ki;  zavallı bulduğunda, yirmi birinci yüzyılda hala neden eşekle gezdiğini sorgulamasın!
Havuç koyacaksın, altmış dokuzdan tavşanları canları çıkana kadar koşturacaksın!


1 yorum:

  1. murat uludogan20 Temmuz 2011 05:58

    bu yazıyı okurken;şolohov'un''ve durgun akardı don''romanı geldi aklıma.hani kurşuna dizilirken başını gökyüzüne çevirir ve o güzellige takılır gözleri gönüllü buncuk'un.en zor anlarda bile yaşamak ve göğün kalbine ermek..
    hız limiti en düşük olan şeyi anlatmışsın...
    haklı bir kırgınlık.ne diyeyim başka..eline saglık ali abi...

    YanıtlaSil