12 Haziran 2011 Pazar

kafan güzel te şindi senin

— Ağabey çocuklar masana misafir olmak istiyor?


Bu defa daha çok kendimle sohbet etmek için gelmiş, bu yüzden de en kuytu masaya geçmiş, aklımca saklanmıştım ama birileri çabuk “elma” dedi işte…

Çıkmasan olmaz, “hayır” desen yakışmaz…

— Buyursunlar…

İki kavruk müzisyen geldi yanıma…

— Kardeş misiniz siz?

— Değiliz ama çok benzetirler bizi Amet’le

Tek yumurta ikizi kadar birbirine benzeyen iki adam kardeş olmasın!

Hayret…(!)

— Akraba mısınız?

— Yok, be agam sade aynı maledeniz!

Neden bu kadar sorduysam?

— Amet bizim üsnü gibi çalar klarneti.

- Üsnü kim be yanımda o kısa donla gezerken, den düğünlere giderdim maleden arkadaşlarla...

Gönlünü yapmak lazım adamların?

— Hüsnü kim be kadam?

— Aha agam da bilmez işte… Şarkıcı bi gacıyla çıkar ya televizyona, zanaatkâr çocuk. Klarnetçi ama mekteplisinden!

— Neyse ya çıkartamadım şimdi!

— Görsen bilicen de kafan güzel te şindi senin…

Misafire ikram adetten

— Ne içersiniz ne yersiniz?

Rakıyı ufaktan büyüğe çevirdik, iki servis daha açtılar masama, bardaklar geldi… Emin sakilik, Amet ilk bardağı fon dip yaptı! Emin kızdı…

— Piaono be çucuum! Buğulcan… Ta dün avşam içtin ya altına işeyene kadar…

Ben de şaşırdım ama renk vermedim…

— Afiyet olsun…

— Agam dertli bu baro… Bi çayı, manitası vardı maaleden, kızanlıktan sevişirler… Anlatsana be Amet bana roman yazdırırsın!

— Te başladın ya sen!

— A be bana be, ben anlatçam sen iççen ! Asan agan güzel mi senin?

—Sankim asan diye agam var da!

Ahmet ikinci dubleyi de fon dip yapınca hapı yuttuğumu anladım, anlamasına da!

— Maaleden bi kızcağızla sevişirdik kızanlıktan beri… Evlendirdiler başkasınlan… Bu kadar sülerim başka da bi şey söylemem…

— Kızcağız da severdi bunu ama garibanlığın gözü kör olsun!

— Aman be Emin er şeyimizi kaybedelim neşemizi hasla, attıralım mı?

— Attıralım bebişim!

— Agam var mı şarkın çalalım…

— Var da Ahmet hangisi şarkıyı istiyorsa onu çalsın madem dertli...

— Biz attıracaz sen söylüycen ama…

Gaza gelip değişik ortamlarda şarkı söylemişliğim var… Olmaz desem oyun bozulacak… Meyhane de tenha!

— Biliyorsam söylerim…

Tiz bir klarnet sesi yankılanmaya başladı meyhanenin sigara dumanı kokan nemli duvarlarında Ahmet ciğerinin bütün gücüyle üflüyor, Emin darbukasıyla eşlik ediyor… İşin güzel tarafı çaldıkları şarkıyı biliyorum…



“Senden başka ne varsa, terk ettim birer birer … Affet beni sevgilim seni kırdıysam eğer…”

Sözlerin tekrarını Eminle beraber söylüyoruz

“Senden başka ne varsa, terk ettim birer birer … Affet beni sevgilim seni kırdıysam eğer…”

Yine Klarnet yine darbuka…

“ Gece hayatım bitti, kadehi yere attım…”

Daha cümlem bitmemişti ki Ahmet elindeki rakı kadehini yere fırlattı… Bardak tuz buz oldu…

İbrahim ağabey geldi, yüzü sinirden kıpkırmızı olmuş ama ne yapsın durumu o da biliyor… Süpürgeyle cam kırıkları süpürüldü… Emin yine kızdı.

— Yapma be çucum kudurcan mı bizi…

—Agam baştan alalım mı kaldığımız yerden devam mı edelim?

Baştan alırsak şarkının biteceği yok.

— Kaldığımız yerden devam edelim...

Yine başlıyoruz!

Önce klarnet ardından darbuka…

“Gece hayatım bitti, kadehi yere attım, beni kutlamalısın sigarayı bıraktım”

Tekrar Eminle beraber…

“Gece hayatım bitti, o sayfayı kapattım, en sonun da başardım sigarayı bıraktım…”

Ahmet ve klarnet

“ Kurtuldum meyhanenin mey kokan havasından”

Bunu söylerken sana kapak olsun der gibi İbrahim ağabeye bakıyoruz… Sonra devam…

Kurtuldum meyhanenin mey kokan havasından hor gördüğün her şeyi çıkardım hayatımdan

Gece hayatım bitti, kadehi yere attım, beni kutlamalısın sigarayı bıraktım…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder