4 Aralık 2009 Cuma

Çocuklar, ambulans ve güzel şeyler...

Adana’da vatandaş satırı almış fırlamış sokağa, bıraksalar göstericilere müdahale edecek...

İstenende bu zaten, vatandaşın olaylara karışması...

Polis çok sabırlı davranıyor...

Molotof atan, taş atan, havai fişek yakan göstericilerin üzerine su sıkıyor, su para etmeyince gaz bombası...

“Gösterici” dediysem hepimiz görüyoruz televizyonlarda çoğu ne yaptığını bilmeyen, okula gidip, ders çalışması gereken çocuklar, geleceğimiz yani!



&&&



Devir eski devir değil...

17 yaşındaki uyuşturucu bağımlısı genç, 19 yaşındaki eski sevgilisini 28 yerinden bıçaklayıp, öldürmüş...

Kızın babası Dubai’de ekmek parası derdinde...

Özleme katlanacak gurbet ellerde çoluk çocuğunun nafakasını çıkartacak...

Yüreğim parçalandı izlerken...

Çocuk yapmak önemli değil, sahip çıkmak lazım!

Ne yer, ne içer, kimlerle arkadaşlık eder, evden okula diye çıkar gerçekten okula mı gider?

Anlayışlı olmak başka şey, takip etmemek başka şey...

Hoş; sekiz, on tane çocuğunuz varsa hangi birini takip edeceksiniz!



&&&



Hani; “itfaiye geç geldi, ambulans gecikti” haberleri okuruz ya sık sık...

Piramit çay bahçesinde Ömer ağabeyle kaynatıyoruz...

Hava güzel, deniz sakin, ses yok...

Çayımız demli, ağzımızın tadı yerinde...

Bir gümbürtü koptu arkamdan, ben ne oluyor diyene kadar Ömer ağabey fırladı...

Merdiven üstünde çalışan ustalardan biri yere düş!

Kafayı yar!

Ambulans çağırıldı, gözlerim saatte...

Beş dakika geçmeden geldi Sağlık Bakanlığı ambulansı...

Helal olsun.



&&&



Neden bilmem su paraları bankadan yatırılamıyor...

Sular İdaresi’nin veznesini ayda bir defa güle oynaya ben ziyaret ediyorum...

E kuyruk oluyor...

Aralık ayında sırada beklemekten ne olacak, ter yok, koku yok...

Ağustosta baygınlık geçiren ne Koçyiğitler gördüm ben!

Daha merdivenlerden çıkarken kurdum kendimi aradan kaynak yapmaya çalışan olursa, cüssesi ne olursa olsun, yumruk yeme pahasına müdahale edeceğim, kesinlikle hakkımı yedirmeyeceğim...

Utandım yahu...

Gele gele yaşı doksana dayanmış bir amca geldi... Kuyrukta bekleyenlerin hepsinden müsaade istedi... Onlarca kişiden “gık” çıkmadı arkadaş...

Saygı, hürmet görülecek şeydi.

Biri telefonda küfürlü konuşsun...

Biri söylensin, sıra kavgası olsun... Yok.

Nasıl hoşuma gitti yahu... Nasıl hoşuma gitti...



&&&



Balıkçılara inmiyordum ne zamandır...

Baktım Mehmet askerden gelmiş, yanına yaklaşırken en son ne zaman gördüğümü anımsamaya çalıştım, unutmuşum...

“ Mehmet bitirmişsin askerliği!”

“ Geleli beş ay oldu be ağabey...”

“ Nerdeydin sen?”

“ İzmir’de...”



Zaman çok çabuk geçiyor velhasıl... Tekrar hoş geldin Mehmet... Dediğim gibi askerlik yaramış.










Hiç yorum yok:

Yorum Gönder